“Eğer Ömer böyleyse, benim hâlim ne olacak?”

 Bir Kıssa: Hz. Ömer (r.a.) ve Aile Hayatı Ömer bin Hattab (radıyallahu anh) döneminde bir adam, eşinin davranışlarından şikâyetçi olduğu için halifenin kapısına gelir. Amacı derdini anlatıp çözüm bulmaktır. Kapının önünde beklerken içeriden sesler yükselir. Halifenin eşi yüksek sesle konuşmakta, hatta sert sözler söylemektedir. Buna karşılık Ömer bin Hattab sessiz kalmakta, karşılık vermemektedir. Bunu gören adam kendi kendine düşünür: “Eğer mü’minlerin emiri bile böyle bir durumdaysa, benim derdime nasıl çare bulsun?” der ve geri dönmeye karar verir. Tam o sırada Ömer bin Hattab dışarı çıkar ve adama neden geldiğini sorar. Adam durumu anlatır. Bunun üzerine halife şöyle cevap verir: “Ben, eşimin benim üzerimdeki haklarını düşünüyorum. O benim yemeğimi yapıyor, çamaşırımı yıkıyor, çocuklarıma bakıyor. Bunların hiçbirini yapmak zorunda değildir. Ayrıca beni haramdan koruyan da odur. Bu yüzden onun bazı davranışlarına sabrediyorum.” Bunu duyan adam: “Benim eşim de aynı şekilde” der. Bunun üzerine halife şu öğüdü verir: “Öyleyse kardeşim, sen de eşine karşı sabırlı ol. Hayat çok kısa, göz açıp kapayıncaya kadar geçer.”Gelin bu güzel kıssayı biraz sohbet edelim 🙂 Ömer bin Hattab (radıyallahu anh)… Sert mizacıyla bilinen, adaletiyle dillere destan olmuş koca bir halife. Ama bakıyorsunuz ki evinin içinde bambaşka bir tablo var. Bir adam geliyor, derdini anlatacak… Eşinden şikâyetçi. Kapıda beklerken içeriden sesler duyuyor. Halifenin hanımı konuşuyor, hem de epey sert. Ve o koca halife… susuyor. İşte insanın durup düşüneceği yer tam da burası. Adam diyor ki içinden: “Eğer Ömer böyleyse, benim hâlim ne olacak?” ve dönüp gitmeye kalkıyor. Ama kader bu ya, halife çıkıyor ve meseleyi öğreniyor. Sonra öyle bir cevap veriyor ki, aslında bugün bile evliliğin özeti gibi… Diyor ki: “Ben onun bazı hâllerine sabrediyorum. Çünkü onun benim üzerimde hakları var.” Ne demek bu? Şu demek: İnsan sadece kusura bakmaz, nimete de bakar. Düşünün… Aynı evde yaşıyorsunuz. Bir insan sizin için yemek yapıyor, emeğini koyuyor, çocuklarınıza bakıyor, hayatı sizinle paylaşıyor. Belki bunların çoğu “görev” gibi görülüyor ama aslında hiçbiri mecburiyet değil. İşte Ömer bin Hattab bize bunu hatırlatıyor: “Onun yaptıklarını düşününce, bazı hatalarına sabretmek zor gelmiyor.” Aslında mesele tam burada düğümleniyor. Biz çoğu zaman evlilikte teraziyi bozuyoruz. Bir kefeye hataları koyuyoruz, diğer kefeyi boş bırakıyoruz. Halbuki diğer kefede nice iyilikler, emekler, fedakârlıklar var. Bir de şu var… Öfke anı. İnsan bazen kırılır, bazen ses yükselir. Ama her söze karşılık vermek zorunda mıyız? İşte koca halife bize diyor ki: “Hayır.” Bazen susmak, tartışmayı büyütmemek, en büyük hikmettir. Çünkü bir anlık öfke, yılların huzurunu alıp götürebilir. Ve en can alıcı cümle… “Hayat göz açıp kapayıncaya kadar geçer.” Gerçekten öyle değil mi? Bugün büyüttüğümüz meseleler, yıllar sonra dönüp baktığımızda çoğu zaman “Buna mı üzülmüşüm?” dedirtiyor. Ama o an kırdığımız kalpler, söylediğimiz sözler kalabiliyor. Bu yüzden evlilik biraz da şudur: Haklı çıkma yarışı değil, huzuru koruma çabasıdır. Bazen alttan almak, bazen görmezden gelmek, bazen de “tamam” deyip susmak… Bunlar zayıflık değil, aksine yuvayı ayakta tutan güçtür. Velhasıl… Bu kıssa bize şunu söylüyor: Eşin kusuruna değil, sana kattıklarına bak. Öfkeye değil, sabra sarıl. Ve unutma… Bu hayat gerçekten çok kısa. İşte o zaman evlilik yük olmaktan çıkar, bir huzur kapısına dönüşür. Selam ve dua ile 𝓗𝓪𝓴𝓲𝓶𝓮 𝓖𝓾𝓵𝓼𝓾𝓶 𝓗𝓲𝓬𝓻𝓮𝓽

Read more

“Sevdiğinin Elini Tut”

Yıllar önce annemle izne gelmiştik; ev kalabalıktı ama huzurlu, çaylarımız vardı, sohbetler uzundu, yemekler yetiyordu. Şenol hep yanımdaydı, elimi tutardı; yolda yürürken, kırmızı ışıkta beklerken… Basit ama insanın içini rahatlatan bir alışkanlıktı. Bir köprüye geldiğimizde üç çocuk oturuyordu, biri dedi ki: “Bu yaşıma geldim, annemle babamı el ele hiç görmedim.” Sade ama etkili bir cümleydi. gülümseyip, “Büyüyünce sevdiğiniz kişinin elini tutun, kıymet bilin” dedim. O günün anısı hâlâ aklımda; köprü duruyor, çocuklar büyümüş olabilir ama hatıra ve hafif hüzün kalbimde yaşıyor. Küçük, sade anlar işte… Hem gülümsetiyor hem de biraz içimizi sızlatıyor. Îçerik devami  Hakime Gulsum     

Read more