Gurbette bayram biraz eksiktir.
Selamunaleykum 🙂 Takvimler aynı günü gösterir, ama kalp başka bir zamanı yaşar. Bir yerde sabah ezanıyla uyanan şehirler vardır; camiden dönen insanların yüzünde bayramın o tanıdık huzuru… Kapı aralarında bekleyen çocuklar, yeni ayakkabıların sessiz gururu, şekerlerin avuçlarda eriyen mutluluğu… Bir de burada…Birde kimsen yoksa çok yalniz bayramlar yasadim kalabaliklarin içinde Ama bambaşka bir his. bir annenin sesi,turkiye telefon açalim , babanın cılız tebessümü. Telefon kabinlerinden alınan kartlar, mektuplar… Eskiden bunlar ne büyük sevinçti. Holun köşesinde sararmış tebrik kartlarını yıllarca saklardık; şimdi, o sararmış kağıtların arasında kalan sadece hafif bir hüzün Sessiz geçen sabahlar, kimsenin fark etmediği bir bayram, kalabalıkların içinde yalnız kalan bir insan. Gurbette bayram biraz eksiktir. Ama en çok da insanın içini yoklayan bir aynadır. Neyi unuttun? Neyi erteledin? “zaten kimse yapmıyor” diyerek bıraktın? Çünkü zamanla insan alışır. En derin şeylere bile alışır. Bayramın içindeki o heyecan, yerini sıradanlığa bırakır. Ve belki de en büyük kayıp tam burada başlar. Oysa bayram; hatırlamaktır. Kendini, aileni, nereden geldiğini… Bir sofranın etrafında sadece yemek değil, anlam paylaşmaktır. Gurbette bunu kurmak zor, evet heleki kimsen yoksa. Ama imkânsız değil. Bazen küçücük bir masa, büyük bir hatıraya dönüşür. Bazen bir telefon, mesafeleri kısaltır. Bazen içten bir “bayramın mübarek olsun”, insanın kalbinde yeni bir kapı açar. Çocuklar en çok neyi hatırlar biliyor musun? Ne giydiklerini değil, ne hissettiklerini. Bir annenin telaşını değil, sıcaklığını… Bir babanın yorgunluğunu değil, varlığını… O yüzden bayram, kurulması gereken bir şeydir. Kendiliğinden gelmez. İnsan bazen çok yorulur… Öyle bir yorulur ki, ne anlatacak gücü kalır ne de susacak. İçinde birikenler ağırlaşır. Söyleyemediklerin, görmezden geldiklerin, mecbur kaldıkların… Ve bir gün gelir, kalp der ki: “Ben artık taşıyamıyorum.” İşte tam o an… Bayramın gerçek anlamı ortaya çıkar. Çünkü bayram biraz da yeniden başlamaktır. İçini toparlamak, yükünü hafifletmek, kendine dönmektir. Belki kimse anlamaz seni. Belki aynı sofrada oturduğun insanlar bile hissettiklerini bilmez. Ama sen biliyorsun. Ve bazen bu yeter. Çünkü hâlâ hissedebiliyorsan… Hâlâ bir şeyler içini sızlatıyorsa… Hâlâ kalbin bayramı özlüyorsa… Bitmemişsin demektir. Bayram tam da bunun için var: İnsana hâlâ içinde bir umut olduğunu hatırlatmak için. Yorgunsan dinlen… Kırıldıysan toparlan… Ama vazgeçme. Kendi bayramından, kendi değerinden, kendi kalbinden vazgeçme. Çünkü insan en çok kaybettiğini sandığı anda bile, İçinde yeniden kurabileceği bir dünya taşır. Ve belki de en kıymetlisi şu: Her şeye rağmen… Hâlâ hissedebiliyor olmak. Bayramın mübarek olsun. Kalbinize e ferahlık, evine huzur, hayatına umut dolsun. Her nerde iseniz nerde yasiyorsaniz her biriniz….. Selam ve dua ile ℋ𝒶𝓀𝒾𝓂ℯ 𝒢𝓊𝓁𝓈𝓊𝓂 ℋ𝒾𝒸̧𝓇ℯ𝓉
Read more