Namaz, sadece bedenen yapılan bir ibadet değildir; asıl amacı, kalbin huzur ve sükûna ermesidir.
Namaz kılan kişi, söylediklerini ve yaptığı fiilleri dikkatle düşünerek tefekkür eder.
İşte Yüce Allah, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyan namaz hakkında şöyle buyurur:
“Şüphesiz insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebût Suresi, 45)
Bu ayet, namazın derinliğini ve ruhunu açıklar.
Çünkü kul, namazda aklettiği ve dikkatle yerine getirdiği kadar mükâfat alır.
Namazın kapsamına hem farz namazlar hem de nafile namazlar dahildir; her biri, kalbin Allah’a yönelmesi ve huzur bulması için bir fırsattır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ise namazın önemini şöyle vurgular:“Rükûları, secdeleri, abdestleri ve vakitlerine riayet ederek beş vakit namaza devam eden ve bu beş vakit namazın Allah katından gelen bir emr-i hak olduğunu kabul eden kimse cennete girer.” (İbn Hanbel, IV, 266)
Her namaz, ruhun temizliği ve kalbin huzuru için bir fırsattır.
Küçük adımlarla da olsa, her ibadet kalbin Allah’a yaklaşmasına vesile olur.
Görülüyor ki namaz, sadece bir ibadet değil; ruhun Allah’a yakınlaştığı, kalbin huzur bulduğu ve insanı kötülükten
alıkoyan bir manevi kalkandır.
Selam ve dua ile,
Hakime Gülsüm