Bismillâhirrahmânirrahîm
153- Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir.
“Sabırla ve namazla” buyruğundaki sabır, nefsin hoşlanmadığı şeylere katlanmaya mecbur olmak ve buna zorlanmak demektir.
Sabır üç türlüdür:
(a) Gereği gibi eda edinceye kadar Allah’a itaat üzere sabır,
(b) Terk edinceye kadar Allah’a isyana gerektiren hususlara karşı sabır,
(c) Kızıp öfkelenmeyecek şekilde, acı ve ızdırap veren mukadderata karşı sabır.
Buna göre sabır, her işe karşı en büyük yardımcıdır.
Sabreden bir kimse kaçınılmaz olarak istediğini elde eder.
Özellikle devamlı ve ağır gelen itaatlerde sabra ihtiyaç oldukça fazladır.
Bu gibi hallerle karşı karşıya kalan kişi, sabırdan ayrılmayacak olursa kurtulur.
Şayet zorluklar, hoşlanmadığı şeylerle onu sabırdan geri çevirecek ve devamdan alıkoyacak olursa, hiçbir şey elde
edemez ve mahrumiyetle karşı karşıya kalır.
Allah bize sabretmeyi emretmekte ve sabredenlerle beraber olacağını haber vermektedir.
Yani sabır, bir huy; ayrılmaz bir nitelik ve bir meleke edinen —tabi ki Allah’ın yardımı ve tevfiki ile, onun
doğrultması ile bu hale gelen— kimseler için, sıkıntılar ve hoşlanılmayacak şeylerin önemi azalır, küçülür.
Başkalarına büyük gelen her şey kendilerine kolay gelir ve önlerindeki zorluklar kalkar.
Bu “beraberlik” özel bir beraberliktir.
Allah’ın böylelerine sevgi göstermesi, onlara yardım etmesi, destek vermesi ve yanlarında bulunması gerekir.
Bu gerçekten sabredenler için büyük bir mertebe özelliğindedir.
Eğer sabredenlerin Allah’ın böyle bir beraberliğine nail olmalari dışında hiçbir faziletleri olmasaydı dahi, bu fazilet ve şeref olarak yeterli olurdu.
Genel anlamda beraberlik ise, Yüce Allah’ın
“Ve nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir” (el-Hadid, 57/4) buyruğunda olduğu gibi, ilim ve kudret
beraberliğidir; bu, bütün yaratıklar hakkında genel bir beraberliktir.
Yüce Allah, namaz ile de yardım dilemeyi emretmektedir.
Çünkü namaz dinin direğidir, müminlerin nurudur.
Kul ile Rabbi arasındaki bir bağdır.
Kulun kıldığı namaz, taşıması gereken bütün özellikleri ve sünnetleri ile birlikte kâmil bir namaz olur; özünü teşkil
eden kalp huzuru da namazda sağlanırsa, kul namaza girdiği vakit, Rabbinin huzurunda olduğu şuuruna varır.
Edebine takınan bir hizmetkâr konumunda olduğunu bilir; söylediklerini ve yaptıklarını farkına vararak yapar;
Rabbine seslendiğinin, O’na dua ettiğinin şuuru her tarafını kuşatır.
Hiç şüphesiz böyle bir namaz, bütün işlere karşı alınabilecek en büyük yardımdır.
Çünkü namaz, her türlü hayasızlıktan ve münkerden alıkoyar.
Diğer taraftan namazdaki bu huzur ve şuur, kulun kalbini arındırır; Rabb’in emirlerini yerine getirmesini ve yasaklarından kaçınmasını gerektirir.
İşte kendisi aracılığı ile her şeye karşı destek almamız istenen ve Yüce Allah’ın emrettiği namaz budur.
Faydalı kaynak: Abdurrahman B. Nasır Es-Sa’di · Tefsirü’s Sa’di