Ebû Hüreyre (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Bu din kolaylık dinidir. Kim bu dinde kendisini zorlayarak aşırıya kaçarsa, din karşısında aciz kalır ve mağlup olur. Öyleyse aşırı gitmeyin, dosdoğru yolu tutun ve salih amelleriniz sebebiyle verilecek mükâfattan dolayı sevinin.”
Başka bir hadislerinde ise Efendimiz (sav):
“Bu din kolaylıktır.” buyurmuş, aşırılığa karşı da şu uyarıda bulunmuştur:
“Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri helâk eden, dinde aşırı gitmeleridir.”
Hz. Âişe (radıyallahu anhâ)’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Gücünüzün yettiği amelleri yapın. Vallahi siz ibadetten bıkarsınız ama Allah size mükâfat vermekten bıkmaz.”
Yine Peygamber Efendimiz (sav) ümmetine şu temel prensibi öğretmiştir:
“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.”
Kolaylık İlkesinin Kur’ân’daki Temeli
Bizleri yoktan var eden Yüce Allah (cc), kullarının güç ve takat sınırlarını en iyi bilendir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmaktadır:
-
“Allah, yarattığını bilmez mi?”
-
“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez.”
-
“O, din konusunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi.”
-
“Allah hiçbir kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.”
-
“Allah sizden yükünüzü hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.”
Bu ayetler, İslam dininin insan fıtratına uygun, merhamet ve kolaylık esaslı bir din olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Namazda Sağlanan Kolaylıklar
Namaz, her hâlükârda vaktinde eda edilmesi gereken bir ibadettir. Hiçbir iş, ticaret, görev veya meşguliyet Müslüman’ı namazdan alıkoyamaz. Ancak namazın edası için dinimiz birçok kolaylık tanımıştır:
-
Su bulamayanlar, teyemmüm ederek namazlarını kılabilirler.
-
Tehlike altında olanlar, yaya ya da binek üzerinde namaz kılabilirler.
-
Yolcular (seferî olanlar), dört rekâtlı farz namazları iki rekât olarak kılarlar.
-
Savaş hâlinde bulunanlar, güçlerinin yettiği şekilde namazlarını eda ederler.
-
Ayakta duramayan hasta ve özürlüler, oturarak; buna da güç yetiremezlerse yatarak namaz kılabilirler.
Peygamber Efendimiz (sav), sahabeden İmrân b. Husayn’a şöyle buyurmuştur:
“Ayakta namaz kıl. Gücün yetmezse oturarak kıl. Buna da gücün yetmezse yatarak kıl.”
Hayız ve Nifas Hâlinde Kolaylık
Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) bu konuda şöyle buyurmuştur:
“Biz hayız ve nifas hâlinde namaz kılmazdık. Temizlendikten sonra tutamadığımız oruçları kaza etmemiz emredilirdi; ancak kılmadığımız namazları kaza etmemiz emredilmezdi.”
Bu durum, İslam’ın kadınlara tanıdığı büyük bir kolaylık ve rahmettir.
Enes b. Mâlik (ra) şöyle anlatır:
Yahudiler, kadınları hayızlıyken onlarla aynı ortamda bulunmazlardı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
“Cinsel ilişki dışında her şeyi yapabilirsiniz.”
Hz. Âişe (ra) validemiz de şöyle rivayet eder:
“Hayızlı iken Resûlullah (sav) mübarek başını kucağıma koyar ve Kur’an okurdu.”
Temizlik ve Abdestte Kolaylık
Abdest ve gusül konusunda da İslam kolaylık getirmiştir. Su bulunmadığında veya suyun kullanılmasının hastalığa sebep olma ihtimali varsa, teyemmüm ile temizlik sağlanabilir. Nitekim Maide Suresi’nde şöyle buyrulur:
“…Allah size zorluk çıkarmak istemez; fakat sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz.”
Oruç, Zekât ve Hacda Kolaylık
Oruç ibadeti konusunda da dinimiz birçok ruhsat tanımıştır.
Hastalar, yolcular, yaşlılar, hamile ve emziren kadınlar, ağır işte çalışanlar Ramazan ayında oruç tutmayabilirler. Mazeretleri sona erdiğinde tutamadıkları günler kadar oruçlarını kaza ederler.
Fakir Müslümanlara ise zekât ve hac farz değildir. Gücü yetmeyen kimse bu ibadetlerden sorumlu tutulmaz.
Sonuç
İslam dini, insanı zorlayan değil; onu koruyan, gözeten ve fıtratına uygun hükümler getiren bir rahmet dinidir. Kolaylık, merhamet ve denge İslam’ın temel prensiplerindendir.
Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı