İslamiyet’i yaşamak, bazı kimselere zaman zaman zor gibi görünebilir.
Sıcak bir günde oruca nasıl dayanabildiğimizi, açlığa ve susuzluğa nasıl sabrettiğimizi sorarlar.
Buna karşılık şunu söyleyebiliriz:“Evet, bazen zorluklar olur; ama Allah sabrını da beraberinde verir.”
Zaten Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:“Allah, hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara, 286)
Asıl zor olan ise, İslam’dan uzak bir hayat sürmektir.
Geçtiğimiz günlerde sonradan Müslüman olan bir kişinin röportajını izledim.
O da benzer sorularla karşılaşmış ve çok anlamlı bir cevap vermişti:“Zor olan İslam değil, İslam’sız bir
hayattır.”Bu sözün hepimize örnek olması gerektiğini düşündüm.
Ne yazık ki bizler, İslam’ı her zaman güzel bir şekilde temsil edemiyor ve yaşayamayabiliyoruz.
Oysa Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta, Hüsnü’l-Huluk)
Ancak üzülerek görüyoruz ki, bazen ezan okunurken bile dilimiz gıybetten, dedikodudan geri durmuyor.
Hâlbuki Resûlullah:“Ya hayır konuşun ya da susun.” (Buhârî, Edeb) demiştir.
Zikirle meşgul olmamız gereken anlarda kötü sözlere sarılmak, bir Müslümana yakışmaz.
Bir gazeteci İmam Hatip mezunları hakkında bir söz söylediğinde, bir kişinin küfürle karşılık verdiğine şahit oldum.
Kendisinin de İmam Hatip mezunu olduğunu söylemesine rağmen, bu tavrı yakıştıramadım.
Belki bazıları “Haklıydı” diye düşünebilir; fakat unutulmamalıdır ki:“Mü’min, ne söven ne lanet eden ne de kötü söz söyleyendir.” (Tirmizî, Birr)
Aynı yanlış tavır, sonradan Müslüman olan kişilere karşı da sergilenebiliyor.
Bir insan ibadetlerini samimiyetle yerine getirmeye çalışırken, hemen geçmişi gündeme getirilebiliyor.
Oysa insanların geçmişini yalnızca Allah bilir.
Biz bilemeyiz.
Allah Teâlâ Kur’an’da şöyle buyurur:“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının.
Çünkü bazı zanlar günahtır.” (Hucurât, 12)
Bir insan bugün Allah’a kul olmak için gayret ediyorsa, ona saygı göstermek hepimizin görevidir.
Ahlâk, kişiye göre değişmez. Kötülük kimden gelirse gelsin kötüdür.
Başkalarının kusurlarını araştırmak, gizli hâllerini kurcalamak Müslümana yakışmaz.
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:“Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun ayıplarını örter.” (Müslim, Birr)
Herkesin günahı Allah ile kul arasındadır.
Bizim görevimiz; insanların geçmişlerini deşmek değil, güzel ahlâkı yaşamak ve yaşatmaktır.
Sevabı ve mükâfatı yalnızca Allah’tan beklemeli,
insanlara karşı hoşgörülü, saygılı ve merhametli olmalıyız.
Çünkü Resûlullah buyurmuştur:“İnsanlara merhamet etmeyene, Allah da merhamet etmez.” (Buhârî, Edeb)
Selam ve dua ile…
Hakime Gülsüm