Selamun aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühû
Rabbimize hamdolsun, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya salât ve selâm olsun.
Bugün sizlerle insanın kalbini fark ettirmeden kemiren, kardeşliği zedeleyen ve fark edilmediğinde ibadetleri bile
yiyip bitiren çok önemli bir konudan bahsetmek istiyorum: Haset ve kıskançlık.
Haset ve kıskançlık çoğu zaman birbirine karıştırılır.
Oysa bu iki duygu, insanın iç dünyasında farklı şekillerde kendini gösterir.
Haset Nedir?
Haset; başkalarının sahip olduğu güzellikler, nimetler, başarılar veya mevkiler sebebiyle içten içe rahatsızlık duymaktır.
Haset eden kişi, başkasının mutluluğuna içtenlikle sevinemez. Onun nimetlerine, başarısına gönülden ortak olamaz.
Haset, insanın kalbine huzursuzluk yerleştirir, kişiyi kendi değerinden şüphe eder hâle getirir. Bu yüzden haset eden kişi, dışarıdan belli etmese bile iç dünyasında mutsuzdur.
İslam dini, haseti kötü bir ahlak olarak görür ve Müslümanları bu duygudan sakındırır.
Kıskançlık Nedir?
Kıskançlık ise, başkasında olan bir nimeti görüp “keşke bende olsaydı” demektir.
Kıskanç kişi, başkasının yerine geçmek ister; bazen bu arzu, yanlış davranışlara da yol açabilir.
Her ne kadar kıskançlık hasete göre daha dışa dönük bir duygu olsa da, o da insanın kalbinde huzursuzluk oluşturur ve İslam ahlakı açısından hoş karşılanmaz
Özetle; haset daha çok içte yaşanır, insanın kalbini karartır.
Kıskançlık ise daha dışa yansır ve davranışlara dönüşebilir.
Her iki duygu da:Kalbi huzursuz eder, Kardeşliği zedeler,Toplumsal ilişkileri bozar.
Bu yüzden Müslüman, başkasının nimetine bakıp üzülmek yerine, “Rabbim ona vermiş, bana da başka bir hayır vermiştir” diyebilen kişidir.
Hasetin Psikolojik Kökeni
İnsan, fıtratı gereği kendini başkalarıyla kıyaslar.
Toplum; zenginliği, güzelliği, makamı ön plana çıkardıkça bu kıyas daha da artar.
Kişi kendi hayatındaki eksikliklere odaklandığında, başkasının nimeti ona ağır gelir.
Özgüven eksikliği, duygusal tatminsizlik ve manevi boşluk, hasetin temel sebeplerindendir.
Çocuklukta öğrenilen davranışlar ve çevresel etkiler de bu duygunun yerleşmesine sebep olabilir.
Peygamberimizin Uyarısı
Kıymetli kardeşlerim,
Resûlullah ﷺ bu konuda bizi çok açık bir şekilde uyarmıştır:
“Haset, ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi iyilikleri tüketir.”(Ebû Dâvûd)
Yani haset sadece kalbi değil, amellerimizi de yakar, yok eder.
Yine Efendimiz ﷺ buyurur:
“Sizden daha aşağı durumda olanlara bakınız, sizden daha üstün olanlara bakmayınız. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemeniz için daha uygundur.”
(Müslim)
Hasetin Toplumsal Zararları
Haset;Kardeşliği bozar,Güveni yok eder, Dedikoduya ve haksızlığa sürükler, Toplumda fitneye sebep olur.
İslam ise bizi; sevgiye, dayanışmaya ve kardeşliğe çağırır.
Hasetle Nasıl Mücadele Edelim?
İslam bize bu konuda da yol göstermiştir: Allah’ın takdirine rıza göstermek, Sahip olduklarımız için şükretmek,
Başkasının hayrına dua etmek, Kardeşlik bilincini güçlendirmek,
Kendimizi ilimle ve ahlakla geliştirmek,
İbadet ve dua ile kalbi temizlemek.
Unutmayalım ki, başkasının nimeti bizim rızkımızdan eksiltmez.
Sonuç
Haset, kalbi zehirleyen gizli bir hastalıktır. İman ise kalbi temizler, genişletir.
Rabbimiz bizleri; Hasetten uzak, Şükürle yaşayan, Kardeşliğe katkı sunan kullarından eylesin.
Cümlemizi muhafaza buyursun.
Âmin.
Allah’a emanet olun 🌿