Amenerrasulü Duası Türkçe Okunuşu
Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihı vel mü’minun.
Küllün amene billahi ve melaiketihı ve kütübihı ve rusülih.
La nüferriku beyne ehadim mir rusülih ve kalu semı’na ve eta’na ğufraneke rabbena ve ileykel masıyr.
La yükellifüllahü nefsen illa vüs’aha.
Leha ma kesebet ve aleyha mektesebet.
Rabbena la tüahızna in nesına ev ahta’na rabbena ve la tahmil aleyna ısran kema hameltehu alellezıne min kablina.
Rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih.
Va’fü anna, vağfir lena, verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirın.
Amenerrasulü Duası Arapça Okunuşu
Allah’ın elçisi ve müminler, rabbinden ona indirilene iman ettiler. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandılar. “O’nun elçileri arasında ayırım yapmayız” ve “İşittik, itaat ettik, bağışlamanı dileriz rabbimiz, gidiş sanadır” dediler.
Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et!
Âmenerresûlü, Bakara sûresinin son iki âyetidir ama mânâ olarak Kur’ân’ın tamamını özetler. İman, teslimiyet, sorumluluk, dua ve rahmet bu iki âyetin içine sığdırılmıştır. Bu yüzden Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) onu özel olarak ümmetine tavsiye etmiştir.
Âyet, “Âmener rasûlü” diye başlar:
Peygamber iman etti…
Burada çok ince bir mesaj vardır. İman, önce Allah’ın elçisinde kemale ermiştir. Yani Resûlullah’ın iman ettiği şeye iman ediyoruz. Bu, bizim imanımızın ne kadar sağlam bir temele dayandığını gösterir.
Ardından müminler zikredilir. Peygamberle aynı çizgide, aynı teslimiyetle iman edenler…
Neye iman?
Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine.
Hiçbirini ayırmadan, “şuna inanırım buna inanmam” demeden. Çünkü hak, bölünmez.
Sonra müminlerin sözü gelir:
“Semi’nâ ve eta’nâ” — İşittik ve itaat ettik.
Bu cümle, imanın en zor ama en kıymetli tarafıdır. Akıl her şeyi hemen kavrayamayabilir, nefis zorlanabilir; ama mümin bilir ki Allah emrettiyse onda hayır vardır. İşte bu teslimiyet, kul ile Rabbi arasındaki bağı güçlendirir.
Ardından gelen “Ğufrâneke Rabbenâ” ifadesi çok dikkat çekicidir.
İtaat ettik diyen mümin, yine de kusursuz olmadığını bilir. “Ya Rabbi, itaat ettik ama yine de bağışını istiyoruz” der. Bu, müminin edebidir.
İkinci âyet ise tam anlamıyla rahmet âyetidir:
“Allah, hiç kimseye gücünün yetmeyeceği bir yük yüklemez.”
Bu cümle, imtihanın adaletini anlatır. Yaşadığımız sıkıntılar bize ağır gelse bile, Allah katında bizim taşıyabileceğimiz kadardır. Bu da mümine umut verir, ayakta tutar.
“İnsanın kazandığı iyilik kendine, yaptığı kötülük de kendinedir” buyurularak sorumluluk hatırlatılır. Kimse kimsenin günahını yüklenmez. Herkes kendi ameliyle Allah’ın huzuruna çıkar.
Sonrasında âyetler tam bir dua hâline dönüşür.
Unutursak, hata edersek affedilmeyi isteriz.
Geçmiş ümmetlere yüklenen ağır yüklerin bize yüklenmemesini dileriz.
Altından kalkamayacağımız imtihanlardan Allah’a sığınırız.
Ve en sonunda kul, Rabbine tam bir teslimiyetle yönelir:
“Sen bizim Mevlâmızsın.”
Yani sahibimiz, koruyucumuz, dayanağımız Sensin.
Zaferi de, yardımı da yalnızca Allah’tan ister.
İşte Âmenerresûlü bu yüzden sadece okunan bir dua değil;
imanın özeti,
kulun Rabbine verdiği söz,
geceyi emniyetle kapatan bir sığınaktır.
Gece yatmadan okunduğunda, insan sanki bütün yükünü Allah’a bırakır. Kalp hafifler, ruh sakinleşir.