Hz. Ali (r.a)’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:“İnsanlara anlayabilecekleri şeyleri söyleyiniz.
Allah ve Resûlü’nün yalanlanmasını ister misiniz?”(Buhârî, İlim, 4)
Hz. Ali (r.a)’nin bu sözüne benzer bir ifadeyi İbn Mes‘ûd (r.a) da dile getirmiştir.
İmam Müslim, Sahih’inin mukaddimesinde bu rivayeti sahih bir senedle tahric etmiştir.
Hz. Ali (r.a) ve İbn Mes‘ûd (r.a) gibi büyük sahâbîler, insanlarla doğru ve hikmetli bir iletişim kurmanın önemine özellikle dikkat çekmişlerdir.
Her iki sahâbî de bilgi aktarımında, muhatabın anlayış seviyesinin gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Onlara göre, insanların kavrayamayacağı veya anlamakta zorlanacağı konuların anlatılması, fayda yerine yanlış anlaşılmalara, şüphelere ve karmaşaya yol açabilir.
Hz. Ali’nin ifadesinde, insanlara kendi anlayış düzeylerine uygun bir dil ile hitap etmenin gerekliliği açıkça ortaya konmaktadır.
Zira anlamlandırılamayan bilgiler, bazı kimseler için şüphe ve fitneye sebep olabilir. Bu nedenle, tebliğ ve iletişimde açıklık, sadelik ve muhatabın seviyesini gözetmek büyük bir önem taşır.
İbn Mes‘ûd’un (r.a) sözü de aynı hakikati yansıtmaktadır.
Bir topluluğa, anlayamayacakları konuların aktarılması, o topluluk içerisinde fitneye, yani karışıklık ve ihtilafa yol açabilir.
Bu sebeple, bilgi aktarımında uygunluk ve anlaşılabilirlik esas alınmalıdır.
Sonuç olarak bu rivayetler, bilgi sunarken muhatabın bilgi düzeyini, anlayış kapasitesini ve şartlarını dikkate almanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Sağlıklı ve faydalı bir iletişim, ancak hikmetli, ölçülü ve anlaşılır bir üslup ile mümkündür.
Selam ve dua ile.