BATIL İNANÇLARIN DEĞİŞEN YÜZÜ VE TEVHİD GERÇEĞİ
İnsanlık tarihi boyunca batıl inançlar ve sahte ritüeller toplumların içinde var olmuştur. Şekilleri değişse de özü hep aynı kalmıştır: Allah’tan başkasına yönelmek, Allah’tan başkasından medet ummak.
Kimi zaman korku, kimi zaman çaresizlik, kimi zaman da belirsizlik insanları bu yollara sürüklemiştir. Ancak sonuç hiç değişmemiştir. Allah’tan başkasına güvenen, sonunda aldanmıştır.
Geçmişte insanlar yağmur yağsın, bereket artsın, felaketler dursun diye putlara kurban sunardı. Oysa bu, Allah’ın kudretini unutmak ve yaratılanlara ilahlık yakıştırmaktı. İslam, bu anlayışı kökünden reddetmiştir. Çünkü yaratmak da emretmek de yalnızca Allah’a aittir.
Eski çağlarda kâhinler vardı. Yıldızlara bakar, fal açar, geleceği bildiğini iddia ederdi. İnsanlar da bu sözlere inanır, umutlanır ya da korkardı. Kupa fincanları, kurşun dökmeler, gizemli sözler… Çoğu zaman satılan şey hakikat değil, hayaldi.
Zaman değişti. Devir ilerledi. Ancak batıl akıl ölmedi, sadece kıyafet değiştirdi.
Dün fincan vardı, bugün tarot var.
Dün kâhin vardı, bugün “enerji uzmanı” var.
Dün put vardı, bugün “evrene mesaj” var.
Televizyonlarda, sosyal medyada, internette modern kâhinler dolaşıyor. “Ruh eşin geliyor”, “frekansını yükselt”, “777 yaz, evren duysun”…
Dekor değişti ama içerik aynı kaldı: Allah’ı unut, başka şeylere güven.
Oysa soru basit:
Gaybı Allah’tan başka kim bilir?
Kur’an açıkça bildirir: Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır.
Gelecek, kader, nasip yalnızca O’nun ilmindedir.
İslam, Allah’tan başkasından gelecek bilgiye kapıyı kapatmıştır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), kâhinliğe, büyücülüğe ve benzeri yollara yönelmeyi kesin bir dille yasaklamıştır.
Geçmişte insanlar taşlara, tılsımlara, muskaya anlam yüklerdi. Bugün de nazar boncukları, enerji taşları, kristaller aynı görevi görüyor. Şekil farklı, inanç aynı.
Nazar boncuğu için Peygamberimiz (s.a.v) açıkça uyarmıştır:
“Kim nazarlık takarsa, Allah’a ortak koşmuştur.”
Boncuk korumaz. Taş şifa vermez. Enerji dilek gerçekleştirmez. Fayda da zarar da yalnızca Allah’tandır.
Aynı durum türbe ziyaretlerinde de görülüyor. Bir kabrin başında, Allah’tan başkasından istemek, farkında olmadan tevhidi zedelemektir. Oysa her gün Fatiha’da ne diyoruz?
“Yalnız Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden yardım dileriz.”
İbadet de istek de yalnız Allah’a yöneltilir.
Bugün batıl inançlar daha tehlikelidir.
Çünkü “bilim”, “enerji”, “frekans” gibi kelimelerle süslenerek sunulur.
İnsanlar da bunları mantıklı sanabilir.
Oysa evren dediğimiz şey, şuursuz ve cansız bir yaratıktır.
Ne duyar, ne bilir, ne karar verir.
Dilekleri gerçekleştiren evren değil, evreni yaratan Allah’tır.
İslam, insanı aklını kullanmaya çağırır. Akla ve vahye uymayan her inanç insanı yanıltır.
Dileğin gerçekleşmesi için sayı yazmaya değil, samimi duaya ve tevekküle ihtiyaç vardır.
Sayıların kutsiyeti keyfi değildir. 5 vakit namaz, 7 kat gök, 99 Esma…
“777 yaz, oldu” demek hem akla hem dine aykırıdır.
Kristaller, enerji taşları, frekans çalışmaları; hepsi eski hurafelerin yeni ambalajlarıdır.
Müslüman için şifa da yardım da yalnızca Allah’tandır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyurur:
“Her bidat sapıklıktır.”
İslam nettir. Ölçüsü vardır.
Kur’an vardır. Sünnet vardır.
Başka aramaya gerek yoktur.
İslam bir “pozitif enerji” oyunu değildir. İslam bir “evrene mesaj” dini değildir.
İslam hayatın ta kendisidir.
Allah’a yönelen kurtulur.
Hurafeye sarılan imanını tehlikeye atar — Allah muhafaza.
O yüzden kardeşim: Evrene değil, Allah’a dua et.
Sayıya değil, Allah’a güven. Boncuğa değil, Allah’ın korumasına sığın.
Çünkü Allah buyurur: “Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.” (Nisâ, 48)
Kurtuluş yalnızca O’ndadır.
Rabbim bizleri batıl inançlardan, nefsin ve şeytanın aldatmasından korusun.
Evrene yazı yazanlardan değil, ellerini semaya açıp dua edenlerden eylesin.
Âmin.
Selam ve dua ile.