Bir zamanlar, Turgut Özal’ın başbakanlık yaptığı yıllarda, uzak diyarlardan Japon eğitim uzmanları ülkemize gelmiş.

Ellerinde dosyalar, yüzlerinde ciddi ifadeler…

Bizim eğitim sistemimizi incelemişler, sonra da Özal’ın karşısına geçmişler.

Biri söze başlamış: Sayın Başbakan, sizin eğitim sisteminizde bir şey eksik!

Özal merakla sormuş:  Neymiş o?

Japon eğitmen gözlüğünü düzeltip ciddiyetle söylemiş:  Milli ruh!

Salondaki bürokratlar birbirine bakmış, bazıları “ruh mu dediler?” diye fısıldaşmış.

Özal ise gülümseyerek: Nasıl yani? demiş.

Uzakdoğulu konuklar hemen örnek vermiş:  Biz Japonya’da çocuklarımızı okula başlatmadan önce “milli ruh şoklaması” yaparız.

Önce hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdiririz.

Sonra onları Hiroşima ve Nagazaki’ye götürürüz. Yıllar önce atom bombasının düştüğü, ot bile bitmeyen yerleri gösteririz.

Deriz ki: “Çalışmaz, bilinçlenmez, güçlü olmazsanız sonunuz böyle olur!”

Salondaki bürokratlardan biri hemen atılmış, pek de gururlu bir ifadeyle:

 Ama bizim Hiroşima’mız yok ki!

Tam bu sırada Japon eğitmen hiç beklenmedik bir cevap vermiş:  Ama sizin Çanakkale’niz var! O, on Hiroşima eder.

Salon buz kesmiş. Herkesin içinde bir kıvılcım çakmış ama belli etmiyorlar.

Yalnız Özal hafifçe tebessüm etmiş.

Aslında mesele şu: Biz hep “Acaba Japonlar nasıl yapıyor, Finlandiya nasıl başarıyor?” diye sorup duruyoruz.

Oysa cevap yanı başımızda.

Çocuklara verecek ders mi arıyoruz? Buyurun, Çanakkale! Hem ruhu var, hem hikâyesi, hem de dünyaya bedel bir mesajı…

Ama biz ne yapıyoruz?

Çocukları sabahın köründe kaldırıp trafikle, ezberle, testle boğuyoruz.

Sonra da “Niye olmuyor bu iş?” diye kafa kaşıyoruz.

Hâlbuki Japon’un dediği kadar basit: “Önce kendi kahramanını hatırlamak.”

Bu anekdot gerçekten Turgut Özal’ın başına geldi mi, yoksa sadece ibretlik bir hikâye olarak mı anlatıldı, belki de asla bilemeyeceğiz.

Ama bildiğimiz bir şey var: Bizim Çanakkale’miz, Sakarya’mız, Dumlupınar’ımız,

Kıbrıs’ımız, 15 Temmuz’umuz… ve adı bilinmeyen  nice kahramanımız var.

O destanları unuttuğumuz gün kaybederiz, hatırladığımız gün yeniden ayağa kalkarız.

Vatan toprağı için canını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Selam ve dua ile