Kaybolan Oyunların Yankısı :)

Kasabamızın camisinin yanındaki yol hep inişti ya…

Biz orada yarış ederdik arkadaşlarla.

Rüzgâr yüzümüze çarpar, ayaklarımız toza bulanırdı ama kimse umursamazdı.

O küçücük yokuş, bizim için sanki dünyanın en büyük yarış pistiydi.

Kim daha hızlı koşacak, kim tekeri daha uzağa gönderecek diye nefes nefese kaldığımız o anlar…

Bugün düşündükçe, aslında yarıştığımız şey zamanmış gibi geliyor.

Çocukluğun o tertemiz heyecanını saklayan bir yoldu orası;ne kadar büyürsek büyüyelim,

hatıralarımız hep o inişte koşuyor hâlâ.

Her o yokuşa çıktığımda, sanki yıllar geri çekiliyor da

çocuk halim bir köşeden gülümsüyor gibi olur.

Ayaklarım güçsüz  olsada , adımlarım ağırlaşmış olsa da

içimdeki o küçük çocuk hâlâ orada,

teker peşinde koşuyor, rüzgârı yüzünde hissediyor.

Ve ben her seferinde anlıyorum ki

bazı yollar sadece yere değil, kalbin en derin yerine çıkar.

İstop oynadınız mı hiç?

Ebenin topu havaya savurup birinin adını bağırdığı o anı…

Kalbinizin hızla atmasını, içinizden sessizce

“Ne olur bu kez benim adımı söylesin!”

diye umut ettiğiniz o tatlı heyecanı hatırlarsınız, değil mi?

Top yere düşmeden önce hissettiğiniz o belirsiz korku ve neşenin birbirine karıştığı an…

Çocukluğun en saf oyunuydu aslında.

İp atlama oynadınız mı?

Nefesiniz kesilene kadar zıplayıp, bir an durup

yine de gözleriniz parlayarak “Bir daha!” diye bağırdığınız oldu mu?

İpin ritmiyle kalbinizin ritmi aynı anda hızlanır,

yorgunluk bile oyun kadar güzel gelirdi o zamanlar.

Çünkü biz, en küçük sevinçleri bile kocaman bir dünyaya dönüştüren çocuklardık.

Şimdi büyüdük, ama o oyunların içimize bıraktığı neşe

hâlâ en çabuk oraya dönüyor:  kalbin çocuk kaldığı yere.

Seksek bilirsiniz mutlaka…

Yere taşlarla çizilen o eğri büğrü şekiller…

Bir çocuğun hayal gücünden çıkan, bazen bir oyunun sınırlarını,

bazen de tüm dünyasını belirleyen çizgilerdi onlar.

Taşın ucuyla toprağa dokundukça, sanki çocukluğun sessiz bir şarkısı yazılırdı yere.

Basit görünen o çizgiler, bizim için hem oyun alanıydı

hem de masumiyetimizin ince bir hatırası.

Bir taşın izinden koşarken, düşer gibi olup yine de toparlanışımız,

bir çizgiyi aşmamak için gösterdiğimiz çaba…

Hepsi, büyüdüğümüzü unutturacak kadar saf ve güzeldi.

Şimdi geri dönüp baktığımda anlıyorum ki

o taşlarla çizilen şekiller değilmiş aslında bizi büyüten; onların etrafında gülen, koşan, hayal kuran çocuk hâlimizmiş.

Peki yoldan su getirirken karşılaştığınız arkadaşınızla,

akşam izlediğiniz diziyi, filmi birbirinize anlattığınız oldu mu hiç?

O ağır su kovasını bir elinizle taşırken,

diğer elinizle heyecanla sahneleri tarif etmeye çalıştığınız o anları…

Bir yandan gülüp konuşur, bir yandan da içinizde ince bir korku taşırdınız:

Çünkü az sonra annenizin kapının eşiğinden yükselen o tanıdık sesini duyacaktınız—

“Nerede kaldııın?!”

O ses bazen kızgın, bazen yorgun, ama hep eve çağıran, hep sahip çıkan bir sesti aslında.

Su kovası sallandıkça ayaklarınıza dökülür, çocuk aklınız telas  içinde hızlanır,

yine de o kısa sohbetin tadı hiçbir şeye benzemezdi.

O anlar, küçücük bir kasaba  yolunda

çocukluğun en içli, en saf hatıralarından biri olup kalırdı.

Erik ağacının, portakal ağacının altından geçerken yağmur taneleri dolu bir dalı gizlice silkeler,

arkadaşınızı baştan aşağı ıslattığınız oldu mu hiç?

Ya da tam o dalı siz silkelerken bir başkası davranıp sizi sırılsıklam bıraktı mı?

Ve sonra, ıslak saçlarınızdan damlayan suya aldırmadan saatlerce kahkaha attığınız…

Öyle kahkahalar ki,sanki o an dünya sadece sizden ibaretmiş gibi…

Belki siz güldünüz hep,  belki de hepsi size güldü;

ama ne fark eder ki?

Çocukluğun en güzel tarafı buydu işte: Islanmayı bile oyunun bir parçası saydığımız,

kırılmadan, darılmadan, bir dal silkelenince hayatın bile güzelleştiğine inandığımız o güzel zamanlar…

Yoldan geçen dondurmacıya dalıp gidip, “Allah’ım, keşke bir liram olsa…” diye iç geçirdiğiniz oldu mu hiç?

Ve sonra… Dedeniz yeleğinin iç cebinden o bir lirayı çıkarıp elinize bıraktığında,

sanki bütün dünya avuçlarınıza sığmış gibi bir sevinç hissettiniz mi?

O bir liranın, bir çocuğun kalbinde

koca bir bayram mutluluğu yarattığını bilir misiniz?

Salçalı yumurtanın tadını…

Ekmek diliminin üzerine sürülen o basit ama unutulmaz salçanın

bir öğünü değil, bir hatırayı anlatan kokusunu…

Açlığın değil, yokluğun değil, sevginin lezzetiydi o aslında.

Akşam sefası çiçeklerinin yanında hiç ağladınız mı?

Gün batarken açan o mor çiçeklerin sessizliğine bakarken,

annenizi beklerken bilip gelmeyeceğini anlayan bir çocuk olarak

içinizde tarif edilemez bir acıyı hissettiniz mi?

O an, zaman durur gibi olur; çiçeklerin rengi gözlerinizde,

gökyüzü yavaş yavaş kararırken,yüreğiniz hem kırılır hem de büyür.

Çünkü çocukluk, bazen en büyük yalnızlıkları

en saf duygularla, sessiz çiçeklerin yanında yaşamaktır.

kendi iç sesinizi bıraktığınız oldu mu? Ya da incir ağacının tepesine çıkıp,

gözyaşlarınızın incirin tatlı suyuna karıştığı o derin anı yaşadınız mı?

Belki de o gün yediğiniz incirin kokusu hâlâ damağınızdadır,

çünkü bazı tatlar yalnızca meyvenin değil, çocukluğun kokusunu taşır.

Ve sonra… Bir aile büyüğünü, canınızı yakan o sessiz gidişi

sevgiyle, hürmetle uğurladınız mı hiç?

Toprak kapanırken yüreğinizde açılan boşluğu

kimsenin fark etmediği bir köşede sakladınız mı?

Bir yandan sessizce ağlayıp, bir yandan da gerçekten yüreğinizden gelerek

“Allah rahmet eylesin…” diyebildiniz mi?

Çünkü bazı dualar dilimizden değil,

kalbimizin en derin yerinden dökülür.

Ve insan ancak o zaman anlar:Büyümek, bazen çocukluğun tüm seslerini susturup

tek bir duanın ardında kalakalmaktır.

Mahallenizde, polis radyosunu dinleyerek oyasını işleyen;

arkadaşında aynısı olmasın diye modelini saklayan büyük bir ablanız oldu mu hiç?

Onun küçük sırlarını paylaşırken duyduğunuz heyecanı,

ve aynı anda hissettiğiniz o hayranlığı hatırlıyor musunuz?

Ya da olgun tavırlarıyla sizi büyüten, sözleriyle yüreğinize dokunan bir Emine ablanız…

Her nasihatinde, her uyarısında sevgiyi saklayan,

siz farkında olmasanız da sizi koruyan, yol gösteren…

Böyle bir ablanız var mıydı?

Ve peki, güzelliğiyle aktrislere taş çıkaran,

siz onu hayranlıkla izlerken gülümseyen bir Zaide ablanız?

Bakışlarıyla içinizi ısıtan, varlığıyla dünyayı biraz daha ışıklı kılan…

İşte çocukluğun, mahallenin, aile bağlarının en unutulmaz yüzleri hep böyle kişilerdi.

Onlar sadece abla değil;sessiz rehberler, küçük mutlulukların taşıyıcıları,

ve yüreğinize kazınan hatıraların en parlak yıldızlarıydı.

Hiç yapamadığınız ekmeği, anneniz görmesin diye ağacın dibine gömdünüz mü?

Korkudan elleriniz titrerken, toprağın üzerine düşen toz taneciklerini saydınız mı?

O küçük sır, çocuk kalbinizde hem suç hem de masum bir oyun gibi taşındı…

Babanızın en kıymetli varlığı olan atına bindiniz mi hiç?

Rüzgârı yararcasına koşarken,

ayaklarınızın altındaki toprağın titreşimiyle özgürlüğü hissettiniz mi?

O an, zaman duruyor, dünya sadece sizin ve atın nefesi kadar yakındı.

Tek odalı evinizin kapısını sabahın köründe çalıp rüyasını anlatmaya gelen birini gördünüz mü hiç?

Siz “Uyumak istiyoruz!” diye bağırırken, annenizden önce size çıkışan bir Şükran yengeniz…

O ses, bazen sert, bazen telaşlı ama hep içten;

çocuk dünyasının hem korku hem güven karışımı hatırasıdır.

Çocukluk, işte böyle küçük anlarda saklıdır:

Toprağa gömülen ekmekte, rüzgârda özgürleşen bir atın sırtında,

ve sabahın sessizliğinde yüreğinize dokunan sıcak bir sesin ardında…

Her biri, büyüdükçe daha da değerlenen, unutulmaz bir hatıradır.

Ve son soru…
Gökyüzüne bakarak, kuzenlerinizle evin sınırlarını aşıp

saman yolunun altından geçen yıldızları izleyerek damda uyudunuz mu hiç?

Serin gece rüzgârının yüzünüzü okşadığı, yıldızların göz kırptığı o büyülü anı hissettiniz mi?

Eğer bunların hiçbirini yaşamadıysanız… Ben sadece şunu söyleyebilirim:

Ahhh… yazık… Siz hiç çocuk olmamışsınız.

Çünkü çocukluk, sadece yaşla değil, gözlerdeki merakla, yürekteki heyecanla ölçülür.

Ve o damda, yıldızların altında uyuyabilen çocuklar,

hayatın en saf, en unutulmaz mutluluğunu tatmış olanlardır.

Sevgiler selamlar

Güzel hafta sonu dilerim:)

  • İlgili Yazılar

    • Ocak 11, 2026
    • 47 views
    • 2 minutes Read
    La ilahe illallahül melikül hakkul mübin

    Read more

    • Ocak 11, 2026
    • 56 views
    • 5 minutes Read
    “Bir daha bizimle konuşma.”

    Read more

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Yazilar

    La ilahe illallahül melikül hakkul mübin

    • Ocak 11, 2026
    • 0
    • 47 views

    “Bir daha bizimle konuşma.”

    • Ocak 11, 2026
    • 0
    • 56 views

    La mémoire d’une maison pleine

    • Ocak 10, 2026
    • 0
    • 34 views

    Sabır, Sevgi ve Hidayet

    • Ocak 10, 2026
    • 0
    • 65 views

    “Bildik” demiyoruz, “öğreniyoruz” diyoruz

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 73 views

    Que tu les avertisses ou que tu ne les avertisses pas”

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 91 views

    Uyarsan da Uyarmasan da…

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 80 views

    Dua,edebiyat hiç değildir.

    • Ocak 7, 2026
    • 0
    • 71 views

    “Biz yabancı değiliz”.

    • Ocak 6, 2026
    • 0
    • 91 views

    Öfkeyi Yenmenin Anahtarı

    • Ocak 5, 2026
    • 0
    • 75 views

    “Aaa bak, THY geçiyor”

    • Ocak 5, 2026
    • 0
    • 108 views

    « Ah, regarde, le THY passe ! »

    • Ocak 4, 2026
    • 0
    • 59 views

    “Allâhu ekber kebîrâ…”

    • Ocak 4, 2026
    • 0
    • 131 views

    Allahummağfirli verhamni vehdini ve afıni verzukni”

    • Ocak 3, 2026
    • 0
    • 64 views

    Sadece Rahmân’ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler

    • Ocak 2, 2026
    • 0
    • 91 views

    Güzel bir aile, kendiliğinden oluşmaz.

    • Aralık 31, 2025
    • 0
    • 112 views

    Siz Bana Çok İyi Geldiniz

    • Aralık 31, 2025
    • 0
    • 124 views

    Korumalı: Herkes fıtratına uygun insanlarla yol alır

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 62 views

    « Vous m’avez fait beaucoup de bien »

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 84 views

    Ayet bize iki farklı insan tipi gösteriyor.

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 123 views

    Şükür, elindekiyle doğru kalabilmektir. 🌷 🌼 🌸

    • Aralık 28, 2025
    • 0
    • 142 views

    Hizam Al-Ghamdi’nin hikayesi,

    • Aralık 27, 2025
    • 0
    • 108 views

    Dünya malı nedir ki?

    • Aralık 26, 2025
    • 0
    • 128 views

    Sorun bakmamak değil, alışmak.

    • Aralık 24, 2025
    • 0
    • 107 views

    Başkasını konuşmak daha kolay geliyor.« Il est plus facile de parler de quelqu’un d’autre. »

    • Aralık 24, 2025
    • 0
    • 124 views

    İman yaşandıkça güzelleşir(La foi s’embellit lorsqu’elle est vécue)

    • Aralık 23, 2025
    • 0
    • 155 views

    Güzel Sözün Gücü“Le pouvoir des belles paroles”

    • Aralık 23, 2025
    • 0
    • 152 views

    Kalp… Sessizdir ama en çok o konuşur.

    • Aralık 22, 2025
    • 0
    • 141 views

    Kazandın mı gerçekten?

    • Aralık 20, 2025
    • 0
    • 88 views

    Aleyküm enfüseküm…(Siz kendinize bakın…)

    • Aralık 14, 2025
    • 0
    • 195 views

    Mal ve Davranışta Sadaka

    • Aralık 14, 2025
    • 0
    • 183 views

    Bir Bahçede Üç Zaman

    • Aralık 13, 2025
    • 0
    • 129 views

    İyilik, bir karakter meselesidir

    • Aralık 12, 2025
    • 0
    • 162 views

    Sünnetin güzelliklerinden bazıları

    • Aralık 12, 2025
    • 0
    • 133 views

    Zikir sadece söz değildir

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 105 views

    La Bonté : Tout Commence par le Caractèr

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 137 views

    Clé pour maîtriser la colère

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 62 views

    Davet Edilmemiş Nasihatlar…

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 161 views

    Kalp… Sessizdir ama en çok o konuşur.

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 51 views

    Sözün Ağırlığı ve Kalbin Dili

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 182 views

    Allahumme cal fi kalbi nûran, ve cal fi sadri feracen ve surûran.

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 166 views

    Le Conseil Non Sollicité

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 102 views

    Bunu al, şunu da al, trend bu, onsuz olmaz…

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 125 views

    İnsan Vardır Huzur Verir…

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 151 views

    Allah’a tevekkül ederek yapılan gayret

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 243 views

    Her yaptığının bir bedeli vardır;

    • Aralık 9, 2025
    • 0
    • 124 views

    Ben nasıl bu kadar etkilenmişim?”

    • Aralık 9, 2025
    • 0
    • 79 views

    Hurafe karanlıktır, bâtıl karanlıktır.

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 155 views

    Utanmadıktan sonra dilediğini yap.

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 101 views

    Sünnet-i Seniyye,

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 119 views

    Mesela huzur dedik ya…

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 142 views

    Allâhümme rahmeteke ercü felâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 124 views

    Korumalı: Révélation personnelle : Écouter pour soi

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 28 views

    Ne büyük müjde

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 134 views

    Korumalı: Yaşamda Olumlu Duygular

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 89 views

    Bu yaşa gelmişsin, hâlâ Türkçe öğrenmedin mi sen?

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 155 views

    Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum

    • Aralık 6, 2025
    • 0
    • 80 views

    Artık koşturmama gerek yok

    • Aralık 6, 2025
    • 0
    • 138 views

    👉 “Söylentilere değil, gerçeğe kulak vermek.

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 148 views

    Sen güzel düşündükçe, şükrettikçe, güzel baktıkça

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 150 views

    Écouter la vérité, non les rumeurs

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 125 views

    Evet ya… Bu iyi hissettirdi

    • Aralık 4, 2025
    • 0
    • 141 views

    Dost arıyorsan Allah yeter, destek bekliyorsan Allah yeter.

    • Aralık 4, 2025
    • 0
    • 170 views

    La valeur de l’honnêteté face à la triche

    • Aralık 3, 2025
    • 0
    • 105 views

    Hile Karşısında Dürüstlüğün Değeri

    • Aralık 3, 2025
    • 0
    • 113 views

    Le mot “niyet” ou “niyyet”

    • Aralık 2, 2025
    • 0
    • 107 views

    Niyet / Niyyet”

    • Aralık 2, 2025
    • 0
    • 132 views

    Est-ce que quelqu’un va le remarquer ?

    • Aralık 1, 2025
    • 0
    • 119 views

    Ego karışmaz, beklenti yoktur, hesap yoktur.

    • Aralık 1, 2025
    • 0
    • 112 views

    Acaba beni fark ederler mi?🌼🌼🌼

    • Aralık 1, 2025
    • 0
    • 126 views

    Kötülüğü en güzel olanla sav.

    • Kasım 30, 2025
    • 0
    • 133 views

    Kevser Sûresi – Günlük Hayatta Yaşamak İçin Pratik Rehber

    • Kasım 30, 2025
    • 0
    • 100 views

    L’Écho des Jeux Perdus

    • Kasım 29, 2025
    • 0
    • 72 views

    Kaybolan Oyunların Yankısı :)

    • Kasım 29, 2025
    • 0
    • 89 views

    Selamün aleyküm. Ve aleyküm selam.

    • Kasım 28, 2025
    • 0
    • 155 views

    Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba‘de mâ emâtenâ ve ileyhin-nüşûr”

    • Kasım 28, 2025
    • 0
    • 138 views

    Les journaux jaunis de mon enfance

    • Kasım 27, 2025
    • 0
    • 77 views

    Allah’tan zenginlik istedim, bana İslam’ı verdi.

    • Kasım 27, 2025
    • 0
    • 46 views

    Vivre en conscience : chaque instant compte

    • Kasım 27, 2025
    • 0
    • 116 views

    Bilinçli yaşamak: Her an önemlidir.

    • Kasım 27, 2025
    • 0
    • 134 views

    Însan, en çok kendi nefsine nasihat etmeli…

    • Kasım 26, 2025
    • 0
    • 160 views

    “Bir sandalda iki kürek” meselesi…

    • Kasım 25, 2025
    • 0
    • 121 views

    Kırmaya değil, onarmaya; incitmeye değil, gönül almaya değer.

    • Kasım 24, 2025
    • 0
    • 124 views

    Dans un jardin, trois temps

    • Kasım 23, 2025
    • 0
    • 98 views

    Orada kazanç iyi değil mi?”

    • Kasım 22, 2025
    • 0
    • 145 views

    Güzel düşünen güzel görür, güzel gören güzel yaşar

    • Kasım 19, 2025
    • 0
    • 135 views

    Olayları İyiye Yormak Nasıl Bir Ahlaktır?

    • Kasım 19, 2025
    • 0
    • 80 views

    Gönülden gönüle yol olur.

    • Kasım 18, 2025
    • 0
    • 161 views

    Être croyant, c’est être une bonne personne

    • Kasım 16, 2025
    • 0
    • 90 views

    Bu bir uyanıştır — ve uyanışlar her zaman güzeldir.

    • Kasım 16, 2025
    • 0
    • 142 views

    Kural mural yok arkadaşım.

    • Kasım 16, 2025
    • 0
    • 170 views