Selamün aleyküm.
Kur’an’da A‘raf Suresi’nin 144. ayetinde Rabbimiz Hz. Musa’ya hitaben şöyle buyurur:
“Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol.” (A‘raf, 7/144)
Bu ayet sadece Hz. Musa’ya değil, aslında hayatın içinde yorulan, bekleyen, sorgulayan herkese söylenmiş bir sözdür.
Bu ayet aslında hepimize şunu söyler:“Allah sana ne verdiyse, önce onun farkına var.”
Çünkü gençken insan hep ileriyi düşünür. Daha iyi olmak ister, daha fazlasını ister.
Bu çok normal.
Ama bazen bu istek, elimizdeki güzellikleri görmemize engel olur.
Bu ayet durdurur bizi. “Bir bak” der. “Şu an elinde ne var?”
Sağlık mı? Zaman mı? Öğrenme fırsatı mı?
Belki de en önemlisi: hala umut edebilen bir kalp.
Peygamber Efendimiz ﷺ de bunu şöyle açıklar: “Müminin her hâli hayırdır.
Nimet verilirse şükreder, sıkıntı verilirse sabreder.” (Müslim)
Yani mesele, başımıza ne geldiği değil; ona nasıl baktığımızdır.
Şükür demek, “Hiç derdim yok” demek değildir.
Şükür, “Derdim var ama ben hâlâ doğru kalabilirim” diyebilmektir. Allah’in izni ile
Bazen olmayabilir her istedigimiz; Ama seni güçlendirecek şeyleri verir.
Sabır, farkındalık, karakter, vicdan…
İşte ayet ve hadis birlikte bize şunu öğretir:
Elindekini küçümseme.Başkasının hayatına özenip kendi yolunu hafife alma.
Çünkü Allah herkesle ayrı ayrı ilgilenir.
Ders şu: Şükreden insan her şeye sahip olan değil,
sahip olduklarıyla iyi bir insan olmaya çalışan insandır.
İnsan çoğu zaman “Biraz daha olsaydı…” “Şu da bana verilseydi…”
“Başkası neden benden ileride?”
Ama bu ayet, insanı durdurur ve sakin bir sesle şunu söyler:
“Önce sana verilene bak.”
Çünkü herkesin imtihanı farklıdır.
Herkesin yükü başka, nasibi başka, zamanı başkadır.
Kimi erken kazanır ama geç olgunlaşır. Kimi zorlanır ama derinleşir.
Şükür burada devreye girer.
Şükür; her şey yolunda giderken mutlu olmak değildir.
Şükür; her şeye sahip olmak hiç değildir.
Şükür, elindekiyle doğru kalabilmektir.
Bazen Rabbimiz bize çok vermez ama bizi çok korur.
Bazen kapıları kapalı tutar ama kalbimizi ayakta tutar.
Ve biz çoğu zaman fark etmeden, en büyük nimeti yani istikameti yaşarız.
Ayet adeta şöyle der: “Sana düşeni küçümseme.
Henüz anlamasan bile, verilenin içinde bir hikmet vardır.
Önce kabul et, sonra sabret, sonra şükret.”
Ders şudur: Hayat sana ne verdiyse, onunla iyi bir kul olmaya çalış.
Çünkü şükür, nimeti artıran şey değil sadece;
insanı büyüten şeydir.
Rabbimiz bizleri, verileni hor görmeyen, yokluğa isyan etmeyen, nimeti emanetten bilen
şükreden kullarından eylesin.Amin 🌷 🌼 🌸