Bakara Suresi – 57. AyetTürkçe meali: “Üzerinizi bulutlarla gölgelendirmiş, size kudret helvası ve bıldırcın eti indirmiştik.
‘Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yiyiniz’ demiştik. Onlar bize zulmetmediler; fakat yalnızca kendilerine zulmediyorlardı.”
Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor:
“Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yiyiniz.”
Bu cümle aslında çok sıcak bir cümle.
Sert bir emir gibi değil; daha çok bir hatırlatma, hatta bir merhamet çağrısı gibi.
Sanki Allah bize şunu söylüyor: “Ben sana rızkını verdim.
Seni zor durumda bırakacak bir şey değil bu.
İçine sinen, gönlünü kirletmeyen, huzurunu kaçırmayan şeylerden faydalan.”
Bugün çoğumuz rızkı sadece para ya da yemek olarak düşünüyoruz.
Oysa rızık; eve giren lokma, kazanılan para, yapılan iş, hatta sahip olunan imkândır.
Allah bu ayetle diyor ki: “Ben sana verdiğimi helâl yoldan verdim.
O yüzden korkma, şüphe etme, huzursuz olma.”
Temiz ve helâl rızık insanın sadece karnını doyurmaz, kalbini de doyurur.
Helâl lokma insanın içini rahatlatır.
Dua ederken eli titremez, geceleri yastığa başını koyduğunda vicdanı sızlamaz.
Belki azdır ama bereketlidir. Belki sade bir sofradır ama huzur vardır.
Bazen insanlar “Bu kadar emek verdim, yine de yetmiyor” der.
Ayet bize şunu hatırlatır: Mesele çok kazanmak değil, içine sineni kazanmak
. Helâl olan, insanı yormaz.
Haram olan ise çok bile olsa insanın içini daraltır.
Allah burada şunu da öğretir: Nimetleri küçümseme.
Önüne gelen lokmayı hafife alma.
Çünkü verilen rızık, Allah’ın sana verdiği değerin bir işaretidir.
Ona burun kıvırmak, aslında farkında olmadan kendine zarar vermektir.
Kısacası bu ayet bize şunu söyler:
“Helâli seç, temiz olana razı ol, şükret.
Çünkü ben sana zararlı olanı değil, seni ayakta tutacak olanı verdim.”
Bu ayette Allah, İsrailoğulları’na verdiği nimetleri hatırlatıyor ama aslında hepimize sesleniyor.
Çölde, sıcağın altında kalan bir toplumu düşünün.
Ne barınak var ne yiyecek.
İşte tam o anda Allah onları bulutlarla gölgelendiriyor, aç bırakmıyor; kudret helvası ve bıldırcın etiyle rızıklandırıyor.
Yani sadece doyurmuyor, koruyor ve gözetiyor.
Sonra çok önemli bir cümle geliyor:“Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yiyiniz.”
Bu bir zorlamadan çok bir hatırlatma.
Allah sanki diyor ki: “Ben sana verdiğim şeyde kötülük yok.
Bu rızık seni bozmaz, kalbini kirletmez.
Gönlün rahat olsun.”
Ama insanlar bazen verilen nimetin kıymetini bilmiyor.
İsrailoğulları da öyle yaptı.
Nimetleri küçümsediler, şikâyet ettiler, daha fazlasını istediler.
Ayetin sonunda Allah şunu söylüyor:
“Onlar bize zulmetmediler; kendilerine zulmettiler.”
Yani insan nankörlük edince Allah’a zarar vermez; kendi huzurunu bozar, kendi yolunu zorlaştırır.
Bugün de durum çok farklı değil.
Soframızda ekmek var ama gözümüz başkasınınkinde.
Elimizdekini az görüyoruz.
Oysa helâl ve temiz olan bir lokma, insanın hem karnını hem kalbini doyurur.
Belki çok değildir ama bereketlidir.
Belki sade bir hayat vardır ama içinde huzur vardır.
Bu ayet bize şunu öğretir:
Nimetin değeri çokluğunda değil, şükürle karşılanmasındadır.
Helâl olan yetmediğinde insan kendine zulmetmeye başlar.
Ama şükreden insan, azla da mutlu olmayı öğrenir.
Kısacası bu ayet, hayata bakışımızı düzeltmemiz için bir davettir.
“Elindekinin kıymetini bil, helâle sarıl, şikâyeti bırak.
Çünkü Allah sana zarar verecek değil, seni ayakta tutacak rızık vermiştir.”
Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yiyiniz.”
Bu ayet aslında hepimize çok tanıdık bir yerden sesleniyor.
Çünkü hepimiz hayatın içinde bir şeyler kazanıyoruz, bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz, daha fazlasını istiyoruz.
Ama bazen şunu unutuyoruz: Kazandığımız şey içimize siniyor mu, sinmiyor mu?
Allah burada şunu söylüyor: “Ben sana verdiğim rızkı bilerek verdim.
Seni bozan, kalbini karartan, huzurunu kaçıran bir şey değil bu.” Yani helâl rızık, insanı sıkıntıya sokmak için değil; onu ayakta tutmak için var.
Bugün çoğu insan çok kazanıyor ama huzurlu değil.
Çünkü mesele çokluk değil.
Mesele, kazandığın lokmanın senin kalbine ne yaptığı.
Helâl olan az da olsa insanı rahatlatır.
Haram olan ise çok bile olsa insanın içini daraltır.
Temiz ve helâl rızık, insanın duasına güç katar.
O lokmayla büyüyen çocukta, o parayla kurulan yuvada bereket olur.
Allah bu ayetle bize şunu öğretiyor: “Sen doğru yolda kal, gerisini Ben hallederim.”
“Elindekinin kıymetini bil, helâle sarıl, şikâyeti bırak.
Çünkü Allah sana zarar verecek değil, seni ayakta tutacak rızık vermiştir.”
Alllah en iyi biledir
Rabbimiz bizlere helâl rızıkla yetinmeyi, şükretmeyi ve verilen nimetin kıymetini bilmeyi nasip eylesin.