Mâide Suresi 4. Ayet (meâlen):“Rasûlüm! Senden, kendilerine nelerin helâl kılındığını soruyorlar. De ki: Size bütün iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Allah’ın size öğrettiği bilgi ile eğittiğiniz avcı hayvanların, sizin için yakaladıklarını yiyin ve ava gönderirken üzerlerine Allah’ın ismini anın. Allah’a karşı gelmekten sakının; çünkü Allah, hesâbı pek çabuk görendir.”
Mâide Suresi 4. Ayet Açıklaması
Bu ayet, insanların Peygamber Efendimiz’e helâl ve haram konusunda soru sormaları üzerine indirilmiştir.
İnsan, hayatını doğru ve temiz bir şekilde yaşamak ister; neyi yiyip içeceğini, neyle geçineceğini bilme ihtiyacı duyar.
Allah Teâlâ bu ayette, helâlin temel ölçüsünü açıkça ortaya koymaktadır.
Buna göre, yaratılışa uygun, temiz, faydalı ve güzel olan şeyler insanlara helâl kılınmıştır.
Yani helâl kavramı sadece yasaklanmamış olmakla sınırlı değildir; aynı zamanda insanın bedenine, aklına ve ruhuna zarar vermeyen şeyleri kapsar.
Ayette özellikle avlanma konusu ele alınmaktadır.
O dönemde avcılık, insanların geçim kaynaklarından biriydi. Allah Teâlâ, eğitilmiş av hayvanlarıyla yapılan avlanmayı helâl kılmıştır.
Burada “eğitilmiş” ifadesi önemlidir.
Çünkü bu hayvanlar, sahibinin kontrolünde hareket eder ve yakaladıklarını kendileri için değil, sahibi için tutarlar.
Bu durum, avın bilinçli ve düzenli bir şekilde yapılmasını ifade eder.
Ayrıca bu eğitimin, Allah’ın insana verdiği bilgi ve yetenek sayesinde gerçekleştiği vurgulanmaktadır.
Böylece insan, sahip olduğu becerilerin gerçek kaynağının Allah olduğunu idrak eder.
Avlanma sırasında Allah’ın adının anılması emredilmektedir.
Bu emir, yapılan işin sıradan bir dünyevî faaliyet olmadığını, Allah’ın izni ve rızasıyla gerçekleştirildiğini hatırlatır.
Besmele, insanın rızkı sahiplenirken kibirlenmesini engeller ve ona şükür bilinci kazandırır.
Aynı zamanda helâl ile haram arasındaki sınırın korunmasını sağlar.
Ayetin sonunda yer alan “Allah’a karşı gelmekten sakının” uyarısı, bütün bu hükümlerin bir ahlâk ve sorumluluk bilinciyle uygulanması gerektiğini gösterir.
İnsan, Allah’ın koyduğu sınırları hafife almamalı, helâl ve haram konusunda titiz davranmalıdır.
Çünkü Allah, kullarının her davranışını bilen ve hesabı çok çabuk görendir.
Bu ifade, insanı korkutmaktan ziyade onu bilinçli, dikkatli ve ölçülü bir hayata davet eder.
Sonuç olarak bu ayet, Müslüman’a helâl rızık anlayışını, niyetin önemini ve Allah’a bağlı bir hayat sürmenin gerekliliğini öğretmektedir.
Helâl olanı aramak, sadece bedeni değil, kalbi ve hayatın tamamını temiz tutma çabasıdır.
Ayetten Günlük Hayata Çıkarılabilecek Dersler
Mâide Suresi 4. ayet, sadece avcılıkla ilgili bir hüküm vermez; aslında Allah en iyi biledir
Müslüman’ın hayata bakışını şekillendirir.
Birinci ders:
Helâl, sadece “yasak olmayan” değildir.
Helâl; temiz, güvenilir, insana zarar vermeyen ve vicdanı rahatlatan şeydir.
Bugün aldığımız gıdada, kazandığımız parada, izlediğimiz içerikte bile bu ölçüyü düşünmemiz gerekir.
“Bu bana yakışıyor mu, beni kirletiyor mu?” sorusu ayetin ruhuna uygundur.
İkinci ders:
Rızık Allah’tandır, insan sadece vesiledir.
Ayet, av hayvanlarını bile Allah’ın öğrettiği bilgiyle eğittiğimizi hatırlatır.
Bugün sahip olduğumuz meslek, yetenek, diploma, imkân…
Hepsi Allah’ın lütfudur.
Bu bilinç, insanı kibirden korur, şükre yönlendirir.
Üçüncü ders:
Niyet, yapılan işi ibadete dönüştürür.
Ava giderken Allah’ın adını anmak emrediliyorsa, bugün işe başlarken, alışveriş yaparken, para kazanırken Allah’ı unutmamak gerekir.
Aynı iş, biri için sıradan bir uğraşken, diğeri için ibadet olabilir.
Dördüncü ders:
Helâl–haram hassasiyeti imanın göstergesidir.
Ayetin sonunda gelen “Allah’a karşı gelmekten sakının” uyarısı, insanın sınır bilinciyle yaşamasını ister.
Herkesin yaptığı şey doğru değildir.
Ölçü toplum değil, Allah’ın koyduğu sınırlardır.
Helâl–Haram Bilinci Bugün Nasıl Olmalı?
Günümüzde helâl–haram meselesi sadece yiyeceklerle sınırlı değildir.
Kazançta helâl:
Faiz, kul hakkı, hile, yalan, torpil, emeğin karşılığını vermemek…
Bunların hepsi kazancı kirletir.
Helâl kazanç az bile olsa bereketlidir; haram kazanç çok olsa da huzur vermez.
Lokmada helâl:
Ne yediğimize dikkat ettiğimiz kadar, o yemeğin hangi parayla alındığına da dikkat etmeliyiz.
Çünkü lokma, sadece mideye değil, kalbe de iner.
Bakışta ve sözde helâl:
Gözün baktığı, dilin söylediği şeyler de helâl ya da haram olabilir.
Bugün ekranlar üzerinden işlenen pek çok günah, bu ayetin “sakının” uyarısını daha da anlamlı kılar.
Tüketimde ölçü:
Her şey helâl olsa bile israf haramdır.
Ayet, insanı ölçülü, bilinçli ve sorumluluk sahibi bir hayata çağırır.
Sonuç olarak:
Bu ayet bize şunu öğretir:
Helâl bir hayat, sadece mideyle değil; niyetle, ahlâkla ve bilinçle yaşanır.
Allah’ı hayatın dışına değil, merkezine alan insan; neyi yapıp neyi yapmayacağını daha net görür.
Dua ile bitirelim:
Allah’ım,
Bize helâli helâl, haramı haram olarak tanıyacak bir kalp nasip eyle.
Rızkımızı temiz, kazancımızı bereketli, niyetimizi samimi kıl.
Allah’ım,
Bizi harama düşmekten, şüpheli olana yaklaşmaktan muhafaza eyle.
Yediklerimizi bedenimize şifa, kalbimize nur eyle.
Allah’ım,
Hayatımızın her anında seni hatırlayan,
Başlarken adını anan, bitirirken sana şükreden kullarından eyle.
Kalplerimizi dünya hırsıyla değil, sana olan teslimiyetle doldur.
Hesabını unutmayan, huzurunu kazanmaya çalışan kullarından eyle.
Âmin.