“Artık elde ettiğiniz ganimetlerden helâl ve temiz olarak yiyin ve Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.”(Enfâl, 8/69)
Bu ayet, Bedir Savaşı’ndan sonra nazil olmuştur. Sahabe ilk defa büyük bir savaş yapmış, ganimet meselesiyle karşılaşmıştı.
Önceki ümmetlerde ganimet helâl değildi; Allah ganimeti gökten ateş indirerek yok ederdi.
Müslümanlar ise tereddüt içindeydi: “Biz bunları alabilir miyiz, doğru mu?”
İşte bu ayet, Müslümanların içini rahatlatmak için geldi.
🌿 “Helâl ve temiz olarak yiyin”
Bugün “ganimet” denince aklımıza kılıçlar, savaşlar gelmesin.
Bizim ganimetimiz; aldığımız maaş, yaptığımız ticaret, gelen miras, birine yaptığımız işten
aldığımız ücret, hatta bazen birinin bize ikramıdır.
Bunların hepsi bizim için ganimet hükmündedir.
Maaş meselesini bir düşünelim.
Mesaiye gerçekten riayet ediyor muyuz? Yapmadığımız işin parasını alıyor muyuz?
“Kimse görmüyor” diyerek işten kaytardığımız oluyor mu?
Ayet sessizce şunu soruyor: “Bu kazanç helâl mi, temiz mi?”
Belki kâğıt üzerinde helâldir ama kalbe sorulduğunda içimizi biraz rahatsız ediyorsa, işte orada
tayyiblik bozuluyor.
Alışverişte küçük ama ağır günahlar vardır
Pazarda, dükkânda, internette ayıplı malı gizlemek, “bir şey olmaz” deyip ölçüyü eksik yapmak, fiyatı şişirmek…
Bunlar küçük gibi durur ama helâli kirletir.
O yüzden ayet sadece “helâl” demekle yetinmez, “temiz” olmasını da ister.
Eve giren bir lokma ekmek vardır.
Ama içinde kul hakkı varsa, hile varsa, adaletsizlik varsa o lokma çocukların ahlâkına, evin huzuruna kadar yansır.
Boşuna dememişler: “Haram lokma dua kapısını kapatır.”
Ayet “Allah’a karşı gelmekten sakının” derken yasaklamaz, korkutmaz; sadece uyarır: “Dikkat et.”
Yani helâl bile olsa israfa kaçma, kazandığın seni şımartmasın, mal seni Allah’tan uzaklaştırmasın.
Çünkü insan bazen fark etmeden “Allah verdi” deyip Allah’ı unutabiliyor.
Ayetin en şefkatli yeri ise şudur: “Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.”
Bu cümle çok şey anlatır. Sanki Rabbimiz şöyle der: “Biliyorum, insan hata yapar.
Bazen bilmeden, bazen çaresizlikten…
Ama bana dönersen seni kapıdan çevirmem.” Bu söz ümitsizlik kapısını kilitler.
Bu sohbetin özeti şudur: Kazan ama helâl kazan.
Ye ama temiz olsun.
Sahip ol ama kalbine bağlama.
Hata yap ama Allah’tan kaçma.
Çünkü helâl kazanç sadece karın doyurmaz; kalbi de huzurla doldurur, duayı da bereketlendirir.