Beyaz saçlı, yaşlı bir amca gördüm bir gün internette.
İlk bakışta yaşı değil, sakinliği dikkatimi çekti.
Dağ taş demeden yürüyordu.
Önünde geniş bir manzara, arkada sessizlik…
Ne elinde telefon vardı ne kulaklık.
Yürürken vücudunun belli noktalarına ritimli bir şekilde vuruyordu: başına, omuzlarına, beline, karnına…
Sert değil ama boş da olmayan vuruşlar.
Nefesiyle uyumlu; nefes alıyor, vuruyor; nefes veriyor, vuruyor.
Her hareket bilinçliydi.
Belli ki yıllardır yapıyordu bunu.
Yavaş ama dengeli yürüyordu.
Yorulmuş gibi görünmüyordu; aksine bedeniyle tam bir hâkimiyet içindeydi.
İlk bakışta tuhaf geliyordu, “Bu yaşta ne yapıyor acaba?” diyordum.
Ama izledikçe tuhaflık kayboluyor, yerini merak alıyordu.
Çünkü adamda bir huzur vardı: Acele yok, telaş yok; kendi temposunda, kendi düzeninde.
Bu spor yalnızca hareket değil; nefes egzersizleriyle birlikte yapılan bir disiplin.
Nefes alıp veriş bile başlı başına bir eğitim.
Acele yok, zorlama yok.
Vuruşlar da bedeni incitmek için değil, uyandırmak için: Sinir sistemini canlı tutmak, dolaşımı
hızlandırmak, bedene “ben buradayım” dedirtmek için.
Sonra fark ettim ki, bunu sadece o amcada görmemişim.
Kadınlarda da vardı, hatta birebir aynı ritim, aynı nefes, aynı vuruşlar.
İçlerinden biri özellikle dikkatimi çekti; seksen yaşında bir kadındı.
Hareketlerin ustası olmuş, nefesi ve vücut noktalarını çok iyi biliyordu.
Yaşına rağmen oldukça dinçti.
Bunun Tai Chi ve benzeri sporu ögredim
Uzak Doğu disiplinlerinden esinlendiğini biliyorum
Amaç sadece yürümek veya hareket etmek değil: Nefesi düzenlemek, sinir sistemini uyarmak,
dolaşımı hızlandırmak, bedeni diri tutmak.
Bedene yapılan vuruşlar da incitmek için değil, sinir sistemini uyandırmak için.
Dışarıdan bakınca yumuşak ve zararsız görünüyor. Yaşlıların bile yapabiliyor olması insana güven veriyor.
Ben de denemek istedim. 🙂
Ama iş uygulamaya gelince farklı oldu.
İlk denememde hafif yürüyüş, birkaç hareket yaptım. “Bir şey olmaz” dedim.
Ama birkaç gün sonra Covid oldum, iki hafta yattım tamammi?
İyileştim ve bir süre sonra tekrar denedim.
Bu sefer belim ağrıdı, disk problemim ortaya çıktı.
Yine hastaneye düşmekten kurtulamadım üç hafta yattim arti 🙂
Üçüncü denememde hastalık ve tansiyon yükselmesiyle karşılaştım.
Sonra yine Covid:)
O noktada durdum.
Artık mesele spor olmaktan çıkmıştı.
Bu süreçte fark ettim ki, İslam’da ölçü çok net: Beden bir emanet. “Sabret, zorla” diye bir anlayış
yok, hele ki bu ibadet değilse.
O dönemde hasta değildim; aksine sağlıklıydım ve şükür edilecek durumdaydım.
Dikkatimi çeken bir şey oldu: Ne zaman bu sporu denesem, bir şekilde hasta oluyordum.
İlk başta tesadüf olduğunu düşündüm, belki denk gelmişti…
Ama birkaç kez tekrarlanınca aklıma bir soru takıldı:
“Acaba ben farkında olmadan meditasyon mu yapıyorum?”
Dışarıdan bakınca sadece bir spor gibi görünüyordu.
Yürüyüş, ritim, nefes…
Her şey normal bir egzersiz gibi.
Ama içimde bir şüphe uyanıyordu; huzursuz bir his…
Sanki yaptığım şey sadece bedeni değil, zihni de etkiliyor, ama ben bunun farkında değildim.
Niyetim tamamen sağlıklı kalmak, spor yapmak .
Ama bir yandan da kalbimde “acaba doğru mu?” sorusu sürekli dönüp duruyordu.
İşte o an anladım ki, bazen mesele sadece hareket etmek değil.
İçimde şüphe varsa, durmak en doğru yol olabilir.
Çünkü İslam’da kalbin huzuru, yapılan işin kendisinden bile daha önemlidir.
Kendi kendime sordum: Yaptığım şey doğru mu? İslami açıdan yanlış bir yanı var mı?
Niyetim sağlıklı kalmaktı ama yöntem beni şüpheye düşürüyordu.
Eğer yapılan bir şey Allah’tan uzaklaştırıyor veya kalbe huzursuzluk veriyorsa, orada hayır yok.
Allah korusun sirkte olabilir diye geçti aklimdan tedirgin oldum
Bu yüzden vazgeçtim
Çünkü İslam’da insan kalbini rahatlatan şey, “Acaba?” ile yapılan bir şey değil.
Şüphe varsa, durmak en temiz yol.
Sonunda şunu fark ettim: Bazen doğru olan, bir şeyi yapabilmek değil; yapmamayı seçebilmektir.
Sükûnete ihtiyacım varsa yolu belli: Namaz, dua, tefekkür…
Bunlar varken, beni tereddütte bırakan bir yönteme tutunmam gerekmiyor.
Belki başkası için sadece bir spordur, belki onlar için hiçbir anlam taşımaz.
Ama benim adıma, içime sinmeyen bir şeyde ısrar etmedim.
Doğru olan bazen “yapmamak”tır.
Selam ve dua ile…
— 𝓗𝓪𝓴𝓲𝓶𝓮 𝓖𝓾𝓵𝓼𝓾𝓶 𝓗𝓲𝓬𝓻𝓮𝓽