Bir kimse ezanı işittiği zaman; Okunuşu: “Allâhümme Rabbe hâzihid-da’vetit-tâmmeh, ves-salâtil-kâimeh, âti Muhammedenil-vesîle-te vel-fadîlete veb’ashü makâmen mahmûdenil-lezî va’adteh.”

Ezanı işittiğimizde Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bize öğrettiği çok güzel bir dua var. Ezan bittikten sonra şöyle deriz:
“Allah’ım! Bu eksiksiz davetin (ezanın) ve kılınacak namazın Rabbi! Muhammed’e vesileyi ve fazileti ver. Onu vaad ettiğin Makam-ı Mahmud’a ulaştır.”
Bu dua aslında ezana verdiğimiz bir karşılıktır. Ezan, bizi namaza çağıran ilahî bir davettir. Biz de bu daveti duyduğumuzda hem Allah’a yönelir hem de Peygamber Efendimiz için dua ederiz.
Burada geçen bazı ifadeler çok derindir:
-
“Da’vetit-tâmmeh”: Kusursuz, eksiksiz davet demektir. Ezan, tevhidi ve hakikati en öz şekilde ilan eder.
-
“Vesîle”: Cennette Peygamberimize verilecek en yüksek derecelerden biri olarak açıklanmıştır.
-
“Fazîlet”: Üstünlük, yüksek mertebe demektir.
-
“Makam-ı Mahmud”: Kıyamet günü herkesin onu övgüyle anacağı, şefaat makamı olarak bilinen yüce bir makamdır.
Bu duayı samimiyetle okuyan kimse için Peygamber Efendimiz’in şefaat edeceği müjdelenmiştir. Yani aslında bu dua, hem Peygamberimize sevgi ve bağlılığımızın bir göstergesi hem de bizim için büyük bir kazançtır.
Kısacası, ezan duyulduğunda bir an durup bu duayı içtenlikle okumak; günlük hayatın telaşı içinde Rabbimize ve Resûlüne yeniden yönelmenin çok güzel bir vesilesidir 🤲
Bu itibarla Müslüman, ezanı duyduğunda müezzine katılmalı, onunla birlikte sözlerini tekrar
etmeli, “hayye ‘ales-salah ve hayye ‘alel-felah” cümlelerini duyduğunda ise “lâ havle ve lâ kuvvete
illâ billâh (güç ve kuvvet ancak Allah ile vardır)” cümlesini söylemeli, ezan bitince de yukarıdaki dua okunmalıdır.
Ezan okunurken konuşulmaz, müzik çalınmaz, selâm verilmez, hatta Kur’ân bile okunmaz. Çünkü Peygamberimiz,
“Ezanı duyduğunuz zaman müezzinin söylediğini söyleyin” (Buhârî, Ezan, 7) buyurmuştur.
Ezana saygısızlık edenleri Yüce Allah, Mâide sûresinin 58. ayetinde cahillik etmekle nitelendirmektedir.