Muhabir sordu:“Madem sizi hatırlamıyor, neden hâlâ ona anlatıyorsunuz?”
Cevabı bir ömrün özeti gibiydi: “O hatırlamıyor olabilir… ama ben hatırlıyorum.
Onun gençliğini, birlikte yürüdüğümüz yolları, kurduğumuz hayalleri hatırlıyorum.”
Ve elini daha sıkı tuttu.
İşte sevgi buydu. Hatırlanmak değil, hatırlamakta ısrar etmekti. Vazgeçmemekti.
Bir de yaşlı bir teyze ile amcayı gördüm…
Bayağı yaşlılar. Kar topu oynuyorlar. Çocuk gibi gülüyorlar.
Saçlarına düşen kar taneleriyle ne kadar güzellerdi, bir bilseniz…
İçim ısındı.
Bir başka yaşlı çift… Yolda karşılıklı oynuyorlar, şakalaşıyorlar.
Sanki yıllar onları ağırlaştırmamış, tam tersine hafifletmiş.
Yüzlerindeki kırışıklıklar bile mutluluktan çizilmiş gibi.
Bir de kutsal topraklarda, Kâbe’nin etrafında tavaf ederken el ele yürüyen amcaları, teyzeleri görmelisiniz.
Elleri birbirine kenetlenmiş.
Sanki “Düşersem beni tut” der gibi… Sanki “Ben buradayım” der gibi…
Allah ömürlerini uzun etsin.
Böyle güzel yaşlanmak nasip olsun.
Sevgi gençlikte kolaydır. Heyecan vardır, güç vardır.
Ama asıl mesele; yıllar geçtikten sonra da oyun oynayabilmek, kar topu atabilmek, el ele yürüyebilmektir.
Bugün Sevgililer Günü’nü kutlayanlara bir çift sözüm var:
Gençliğiniz için değil, yaşlılığınız için sevin.
Elinizi bırakmayacak, hafızası silinse bile kalbiyle sizi taşıyacak insanı seçin.
Çünkü bir gün güzellik azalır, sağlık azalır…
Belki hatıralar bile silinir.
Ama gerçek sevgi, iki elin birbirini bırakmamasıdır.
Belki yine bildiğinizi yapacaksınız.
Uzun yolu seçip yaşayarak öğreneceksiniz.
Ama şunu bilin:Sevgi gençken heyecan,
Yaşlıyken emanettir.
Ve en güzel dua şudur: “Allah bizlerede , birlikte güzel yaşlanmayı nasip etsin.”