Birinci Cüzden Öğrendiklerimiz

Selamun Aleyküm.

Kur’an-ı Kerim’i okuyoruz…

Peki, gerçekten bize ne söylediğinin farkında mıyız?

Her ayeti hızlıca geçiyor, sadece okumakla yetiniyor olabiliriz.

Oysa Kur’an, tarih kitabı değil; geçmişi anlatırken de sadece olayları sıralamaz, bize ders veren kıssaları anlatır.

Her kıssa bize adeta “Akletmez misin? ” diye sorar.

İbadet öğütlemekten, hükümler vermekten öte, insanın kalbine, düşüncesine ve hayatına dokunan bir rehberdir.

Birinci cüz Fâtiha Suresi ile başlar.

Fâtiha, bize Allah’ın merhametini, adaletini ve doğru yolu gösterme isteğini hatırlatıyor.

İbadetlerimizde ve hayatımızda doğru yolda kalabilmek için Allah’ın yardımına muhtacız.

Her namazda söylediğimiz “Beni doğru yola ilet” duası, sadece namaz anında değil, hayatımızın her anında karar verirken de Allah’a yönelmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

İşimizde, ilişkilerimizde veya zor durumlarda önce kalbimizi ve niyetimizi sorgulamalı, ardından

Allah’tan doğru yolu göstermesini istemeliyiz.

İnsan türleri konusuna gelince: Gerçek müminler, inkâr edenler ve münafıklar…

Münafıkların uzun uzun anlatılması boşuna değil.

Bazen insanlar dışarıdan iyi görünür ama içten farklıdır.

Günlük hayatta bunu bize öğretiyor: “Kendi samimiyetine dikkat et, sözünle kalbin aynı olsun.”

Hz. Âdem’in yaratılışı ve İblis’in kibri bize iki şey gösteriyor: Bilgi ve öğrenme insanı değerli kılar, ama kibir insanı yoldan çıkarır.

Günlük hayatta bunu şöyle düşünebiliriz: Öğrenmeye açık ol, ama gururdan kaçın.

Başarıyı Allah’ın verdiği bir nimet olarak bil.

İsrailoğulları kıssaları: Onlara mucizeler verilmiş ama şükretmemişler.

Bu bize ders oluyor: Hayatta sahip olduğumuz nimetleri küçümsememeli, sürekli daha fazlasını istememeliyiz.

Örneğin, sahip olduğumuz sağlığı, aileyi, işi fark etmek ve şükretmek önemli.

Kalbimiz nankör olursa, en büyük nimetler bile bize fayda etmez.

İnnek kıssası: Birinci cüzde anlatılan İnnek kıssası, halkın Allah’ın emrine karşı geldiğinde başlarına gelenleri gösterir.

Onlar, Allah’ın verdiği açık işaretleri görmezden gelir ve yaptıkları hataların sonucunu acı bir şekilde yaşarlar.

Bu kıssa, bize hayatımızda uyarıları ve öğütleri dikkate almayı, emir ve yasaklarda samimi olmayı öğretiyor.

Günlük hayatta da bu, küçük uyarıları göz ardı etmemek, hatalarımızdan ders almak ve

sorumluluklarımızı yerine getirmek anlamına gelir.

Sabır ve namaz: Zor anlarda panik yapmak yerine sabretmek ve Allah’a yönelmek öğütleniyor.

İş, okul, ilişkiler ya da kişisel sorunlar…

Her sıkıntıda önce sabret, sonra dua et, çözümü Allah’tan iste.

Ahiret bilinci: Yapılan her şeyin karşılığı vardır.

Haksızlık görenler için umut vardır, adaletsiz işler için de hesap vardır.

Bu bilinç günlük hayatı dengeler, kararlarımızı doğru yönde almamızı sağlar.

Kıble değişikliği: Bazen Allah’ın emri, hikmeti hemen anlaşılmasa da itaat gerekir.

Günlük hayatta da bazen doğru olanı yapmak kolay olmayabilir, ama teslimiyet ve sabır insanı korur.

Günlük hayatta çıkarabileceğimiz dersler:

  • Kalbini ve niyetini sürekli gözden geçir.

  • Samimi ol, diliyle ve kalbiyle bir ol.

  • Gurur ve kibirden uzak dur.

  • Sahip olduğun nimetlere şükret.

  • Zor anlarda sabret ve Allah’a yönel.

  • Her olayda Allah’ın öğütlerini ve derslerini düşün.

  • Küçük uyarıları ve uymadığımız emirleri göz ardı etme; hatalardan ders al.

Birinci cüz bize sürekli şunu hatırlatıyor: Geçmiş kıssalar sadece anlatmak için değil, hayatımıza rehberlik etmek için vardır.

Selam ve dua ile…

  • İlgili Yazılar

    • Şubat 18, 2026
    • 40 views
    • 2 minutes Read
    Ramazan Ayımız Mübarek Olsun

    Read more

    • Şubat 18, 2026
    • 46 views
    • 2 minutes Read
    Ramadan Mubarak

    Read more

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir