Selamun aleyküm,
Eskiden okumayı da konuşmayı da çok severdim.
Nereden geldiğini bilmediğim gülmelerim vardı.
Kendi anlattığıma kendim gülerdim çoğu zaman.
Bazıları burun kıvırır, akıl verenler de olurdu: “Bak kızım, insan kendi anlattığına kendi gülerse deli derler.” derlerdi.
Önce o gülmelerime veda ettim, sonra boş konuşmalarıma…
Hepsini Kur’an-ı Kerim Öğretti Bana… Hâlâ Öğreniyorum 🌿
Allı, kırmızı, pembe kıyafetlerden gönüllü olarak vazgeçtim.
Sonbahar gibi oldu renklerim; açık kahverengi, koyu kahverengi, gri tonları…
Şükrediyorum bu hâllerimi
Kur’an-ı Kerim Öğretti Bana… Hâlâ Öğreniyorum 🌿
Yanlış anlaşılma olmasın; herkes istediği rengi giyebilir, tercihler kişiseldir.
Eskisi kadar okuyamaz oldum, arada molalar verdim.
Ama okumak hiçbir zaman vazgeçilmezim olmaktan çıkmadı.
Yalnız şunu fark ettim: Okuduklarım hep dolu şeyler değilmiş.
Meğer ne çok boş şey okumuşum…“
Mesala Rus yazarların klasik romanları…” Okudum.
Zaman kaybi
Oysa bir Rus İslam âlimi olsaydı ve imanımıza katkı sağlasaydı, işte o zaman okumaya değer olurdu.
Hiçbir zaman kitap yazarlarının düşünce tarzını, yaşam şekillerini önemsememişim.
Kur’an-ı Kerim okuyana kadar bunun farkında bile değildim.
Oysa karşınızdaki insanın düşüncelerini okuyorsunuz; inancınızı rahatsız eden satırlara denk
gelince –Allah muhafaza– insanı şirke kadar sürükleyebiliyor.
Günahların en büyüğü…
Kur’an okumaya başlayana kadar ne çok şeyin farkında değilmişim.
Meğer öğreniyormuşuz…
Allah’ım ilmimizi artır, öğrendiklerimizle amel etmeyi de nasip et.
Yazarken sanki sizler karşımdaymışsınız gibi hissediyorum.
Bu yüzden bazen yazılarım dağınık oluyor.
Hakkınızı helâl edin, acemiliğime verin.
Meğer yaşadığımız güzellikler de çirkinlikler de gayesiz değilmiş.
Ömer bin Hattab (r.a) “Gayesiz olur mu fani âleme geliş? İslam’ı yaşamak büyük iştir.” der.
İslam’ı yaşamayı; yolunu, yordamını, usulünü öğreniyorum.
Rabbim yaşamayı da nasip etsin.
Dünyada tek korkunuz ne olur biliyor musunuz?
“Allah’ım, ben samimi miyim?” diye kendinizi sorgulamak…
Kur’an okumanın güzelliğinde öğrendim bunları.
Daha da öğreniyorum. İlk sayfayı açar gibi heyecanla…
Gevezeliklerimi unuttum. Şımarıklığımdan utandım.
Hüzünlerimi, sevinçlerimi, kavgalarımı nasıl yaşamam gerektiğini öğrendim.
Meğer hiçbir şey tesadüf değilmiş.
Canımızı yakanlar da yüzümüze gülenler de…
Dökülen gözyaşları da sevinçler de, yalnızlıklarım da tesadüf değilmiş.
Yalnız olmadığımı öğrendim.
Sabri öğrendim. Şükrü öğrendim.
Kur’an-ı Kerim sayesinde…