Ali (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.) Müslümanın
Müslüman üzerindeki altı hakkını şöyle haber verir: Bir Müslüman, din kardeşiyle karşılaştığında ona selam verir.
Çünkü selam, aradaki muhabbeti artırır, kalpleri yumuşatır ve güven duygusu oluşturur.
Davet edildiğinde icabet eder; zira bu, kardeşlik hukukunu gözetmek ve gönül almaktır.
Aksırdığında “Elhamdülillah” diyen kardeşine “Yerhamükallah” diyerek dua eder; bu küçük gibi görünen ama sevgiyi pekiştiren bir inceliktir.
Hastalandığında onu ziyaret eder; çünkü hastalık zamanları insanın en çok desteğe ihtiyaç duyduğu anlardır.
Vefat ettiğinde cenazesinin ardından yürür; bu, son vazifeyi yerine getirmek ve kardeşliğin sadece hayatta değil, ölümden sonra da devam ettiğini göstermektir.
Son olarak da kişi kendisi için sevdiğini, din kardeşi için de sever; işte bu, gerçek imanın ve samimi kardeşliğin özüdür.
Bu hadis bize şunu anlatır: Müslümanlık sadece bireysel ibadetlerden ibaret değildir.
Aynı zamanda sosyal bir sorumluluk, bir gönül bağı ve bir kardeşlik hukukudur.
Selam vermekle başlayan bu bağ, hastalıkta ziyarete, ölümde son vazifeye kadar uzanır.
Yani Müslüman, Müslümanın yükünü hafifletir, sevincini paylaşır, hüznünde yanında olur.
Kısacası bu altı hak, toplumda sevgi, merhamet ve dayanışmayı ayakta tutan temel taşlardır.
Sohbet diliyle söylersek: Müslüman, Müslümana kayıtsız kalamaz; onunla ilgilenir, ona dua eder, onun için iyilik ister.
İşte gerçek kardeşlik budur.