Peygamber aleyhisselâm insanlığa sadece ibadetleri öğretmek için değil, güzel ahlâkı yerleştirmek için gönderildiğini bizzat kendisi ifade etmiştir.
Bu hadisi bize Ebû Hüreyre radıyallahu anh rivayet ediyor. “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim” buyurması, İslâm’ın özünün ahlâk olduğunu gösterir.
Demek ki namaz, oruç, zekât gibi ibadetler insanı güzel ahlâka ulaştırmayı hedefler.
Eğer ahlâk güzelleşmiyorsa, ibadetin ruhu eksik kalmış demektir.
Ebû Zer radıyallahu anh’ın naklettiği hadiste Peygamber aleyhisselâm ona üç temel öğüt
veriyor: “Nerede olursan ol Allah’a karşı sorumluluk bilinci içinde ol.
Kötülüğün ardından bir iyilik yap ki onu silsin. İnsanlara güzel ahlâkla davran.”
Bu hadis bize hem Allah ile hem insanlarla olan ilişkimizi düzenlemeyi öğretiyor.
Takvâ Allah’a karşı duruşumuzdur; güzel ahlâk ise insanlara karşı duruşumuzdur.
Mümin her yerde Allah’ın gözetiminde olduğunu bilmeli, hata yaptığında hemen telafi etmeli ve insanlara karşı yumuşak olmalıdır.
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’ın rivayet ettiği hadiste Peygamber aleyhisselâm, kıyamet günü müminin terazisinde güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmayacağını bildiriyor.
Bu çok büyük bir müjdedir.
Çünkü bazen küçük bir sabır, bir affediş, bir güzel söz Allah katında çok ağır gelebilir.
Aynı hadiste Allah’ın çirkin söz ve davranış sahiplerini sevmediği ifade ediliyor.
Demek ki dil ve tavır konusunda çok dikkatli olmak gerekir.
Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ın rivayet ettiği bir hadiste Peygamber aleyhisselâm,
“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır” buyuruyor.
Bu, imanın kemâlinin ahlâkla ölçüldüğünü gösterir.
İman sadece kalpte kalan bir inanç değil, davranışlara yansıyan bir güzelliktir.
Abdullah b. Büsr radıyallahu anh’ın naklettiği rivayette bir bedevi Peygamber aleyhisselâm’a en hayırlı insanın kim olduğunu soruyor. O da “Ömrü uzun ve ameli güzel olan kimsedir” buyuruyor.
Uzun yaşamak tek başına değerli değildir; önemli olan o ömrü güzel amellerle doldurmaktır. Her gün, insan için yeni bir fırsattır.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Peygamber aleyhisselâm’ın şu duayı ettiğini rivayet eder:
“Allah’ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.”
Peygamber aleyhisselâm bile kötü ahlâktan Allah’a sığınıyorsa, demek ki ahlâk büyük bir imtihandır.
İnsan her an nefsine yenilebilir; bu yüzden sürekli dua ve muhasebe gerekir.
Nevvâs b. Sem‘ân radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm’a iyilik ve kötülüğün ne
olduğu sorulduğunda “İyilik güzel ahlâktır.
Kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmesini istemediğin şeydir” buyurdu.
Bu hadis bize vicdan ölçüsünü öğretiyor.
İçimizi huzursuz eden ve gizlemek istediğimiz şeylerde hayır yoktur.
Gerçek iyilik, karakter güzelliğidir.
Âişe validemiz radıyallahu anhâ’nın rivayet ettiği hadiste Peygamber aleyhisselâm, müminin
güzel ahlâkı sayesinde gece ibadet eden ve gündüz oruç tutan kimselerin derecesine ulaşabileceğini bildiriyor.
Bu, güzel ahlâkın ne kadar büyük bir ibadet olduğunu gösterir.
Herkes çok nafile ibadet yapamayabilir; ama herkes sabırlı, yumuşak huylu ve dürüst olabilir.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ın rivayet ettiği başka bir hadiste Peygamber aleyhisselâm,
“Mümin cana yakındır. Dostluk kurmayan ve kendisiyle dostluk kurulamayan kimsede hayır yoktur” buyuruyor.
Mümin soğuk ve itici değil; güven veren, gönül alan kimsedir.
İnsanlarla iyi geçinmek dinin bir gereğidir.
Abdullah b. Amr radıyallahu anh’ın rivayet ettiği hadiste Peygamber aleyhisselâm, Allah
katında en iyi arkadaşın arkadaşına en hayırlı davranan, en iyi komşunun da komşusuna en iyi davranan kimse olduğunu bildiriyor.
Demek ki gerçek dindarlık en yakınımıza karşı tavrımızda ortaya çıkar.
Abdullah b. Mes‘ûd radıyallahu anh’ın rivayet ettiği hadiste ise müminin lânet eden, edepsiz konuşan, çirkin işler yapan kimse olmadığı belirtiliyor.
Müminin dili temizdir. Hakaret ve küfür onun ahlâkına yakışmaz.
Abdullah b. Amr b. Âs radıyallahu anh’ın naklettiği rivayette Peygamber aleyhisselâm’ın ne
çirkin söz söylediği ne de çirkin davranışta bulunduğu belirtiliyor ve “Sizin en hayırlılarınız
ahlâkı en güzel olanlarınızdır” buyurduğu aktarılıyor.
Bu, onun yaşayarak örnek olduğunu gösterir. O, söylediğini yaşayan bir peygamberdi.
Ebû Ümâme el-Bâhilî radıyallahu anh’ın rivayet ettiği hadiste Peygamber aleyhisselâm, haklı
olduğu hâlde tartışmayı terk edene, şakayla bile olsa yalan söylemeyene ve ahlâkını
güzelleştirene cennette köşkler vaat ediyor.
Bu hadis bize üç önemli ders verir: ego yerine tevazu, yalan yerine dürüstlük, sertlik yerine güzel ahlâk.
Bütün bu hadisleri bir arada düşündüğümüzde şu sonuç ortaya çıkar: İslâm’ın özü güzel ahlâktır. İman, ahlâkla kemale erer.
Dilimizi korumak, insanlara iyi davranmak, vicdanımızı temiz tutmak ve Allah’a karşı
sorumluluk bilinciyle yaşamak müminin temel vasfıdır.
Güzel ahlâk hem dünyada huzur getirir hem de ahirette en ağır sevap olarak karşımıza çıkar.
Selam ve dua ile…