Bir çağ değişti, insanlar da değişti.
Eskiden insanlar vedalaşırken “Allah’a emanet ol” derdi.
Şimdi… bilerek, özellikle demiyorlar.
Yerine “kendine iyi bak” deniliyor
Sanki insanın başına gelen her şey kendi kontrolündeymiş gibi.
Sanki insan kendini ne kadar korursa korusun, kaderin üstünde bir güvenlik sistemi varmış gibi.
Eskiden bir iyilik gördüğümüzde “Allah razı olsun” derdik.
Şimdi “sağ ol” veya “teşekkürler” daha güvenli.
Allah’ın adı geçerse ortamın havası bozulur diye korkuluyor herhalde.
Eskiden bir iyilik gördüğümüzde “Allah razı olsun” denirdi.
Şimdi “sağ ol” veya “teşekkürler” daha güvenli.
Allah’ın adı geçerse ortamın havası bozulur diye korkuluyor herhalde.
Cenaze… “Allah rahmet eylesin” demek aklına bile gelmiyor.
Bilerek, özellikle demiyorlar.
Yerine “Işıklar içinde uyusun” diyorlar.
Bir ortama giriyorsunuz: “Selamünaleyküm.”
Cevap: “Merhaba.”
Özellikle vurgulu bir merhaba…
Çünkü bazıları “Aleykümselam” derse sanki vatandaşlıktan çıkarılacak gibi davranıyor.
“Biz Arap değiliz, Türküz” demenin en sessiz yolu bu galiba.
Bir anne kızını uğurluyor:
“Kızım dua et.”
Kız sıkılıyor, annesini eleştiriyor.
Oysa anne biliyor:
Dua, insanın elinden gelenin bittiği yerde başlayan şeydir.
Ama biz artık dua etmeyi değil, dua edenle dalga geçmeyi modernlik sandık.
Garip bir çağdayız.
“Dua edenlerin bile ‘Amin’ demeye çekindiği, kibirlerinin gölgesinde kaybolmuş yürekler…”
Allah’ın adını anmak bazılarına ağır geliyor ama küfür etmek hiç zor gelmiyor.
Dilimizde her şey var…
Ama nedense Allah’a yer bulamıyoruz.
Sonra da şaşırıyoruz:
Neden huzur yok, neden bereket yok, neden içimiz rahat değil?
Belki de mesele çok basit.
Allah’ın adının hayatımızdaki yerinin değerini gerçekten kavradığımızda,
hayatın neden anlamlı ve dolu olduğunu da anlayabiliriz.