Edep: Hem İnce Hem Keskin Bir Sanat
Edep, toplumun kabul ettiği kurallara saygı demektir.
Yani, sadece “böyle yapılırmış” diye öğrenilen bir şey değil, uygulandığında hayat kurtaran bir sanattır.
Güzel ahlâk, nezaket ve terbiye…
Hepsi edebin alt başlıklarıdır.
Edepli olmak, güzel ahlâk sahibi olmaktır.
Evet, kulağa basit geliyor ama uygulamak bazen öyle kolay değil.
Hele bir de telefonla konuşurken kendini tanıtmayı unutuyorsan…
Ben çoğu zaman “Selamün aleyküm” diyerek coşkuyla konuşmaya başlıyorum, ama kendimi tanıtmayı unutuyorum.
Evet, farkındayım, bu davranış pek de iyi sayılmaz; düzeltiyorum bu davranışımı 🙂
Edebin çeşitleri vardır: sofrada edep, konuşmada edep, trafikte edep…
Trafikte edep? Evet, şaşırdınız değil mi? Bir insan sakinse sakin, nazikse nazik, agresifse agresif olur.
Ama sinyal vermemek, yolu işgal etmek ya da kornaya basıp bağırmak bazen insanın içindeki o “görgüsüz” tarafı da ortaya çıkar.
Trafikte yaşanan tartışmalar ve küçük kavgalar bazen istenmeyen sonuçlara yol açar.
Bu yüzden nezaket, terbiye ve görgü kurallarına uymak gerekir.
Ve evet, bunu polis korkusuyla değil, Allah korkusuyla yapmak daha makbul.
Çünkü cezayı yersen, hatırlarsın; ama nezaketle davranırsan, hem ruhun hem çevren kazanır.
“Bilmeme, anlatabildim mi Şenolcum? 🙂”
Ahlâk, edebin bir parçasıdır; ama her edep ahlâk değildir.
Konuşurken küçük bir nüans vardır: “Anladın mı?” → direkt ve biraz da sabırsız , kabaca.
Anlatabildim mi?” → daha nazik, karşındakini düşündüğünü gösterir.
Bir çay ocağında çalışan birine “Getir, götür, kaldır, değiştir” demek…
Tabii ki bunu kimse sevmez.
Biz bile böyle muamele görmek istemeyiz.
Ama bazı insanlar hâlâ bunu normal sanıyor, şaşırmamak elde değil.
Dinimizin temel ahlâk kuralı şudur: “Kendin için istediğini başkaları için de iste.”
Bunu hatırlamak, hem söz hem davranış konusunda kendimize büyük iyilik olur.
İma veya eleştiri yaparken bile alaycı ve kırıcı olmamak gerekir.
Çünkü anlayış ve empati gerektiren davranışları alışkanlık hâline getirmek, sadece karşındakini değil, kendini de olgunlaştırır.
Edep ile gelen, zarafetle geri döner.
Doğan Cüceloğlu’nun dediği gibi:“Başkalarına saygıyla yaklaşmayan, kendisine saygı gösterecek insanlar bulamaz.”
Kırıcı davranışlardan kaçınmak, gıybet etmemek, kendini üstün görmemek, yardımsever olmak, bir konuyu reddederken bile nazik ve ciddi olmak…
Bunlar kaba davranışlara karşı küçük ama etkili silahlarımızdır.
Alay etmek mi? kabalığın ve kötülüğün zirvesidir; sadece kendinizi eğlendirmek için değil, başkalarını da
kırmamak için uzak durun.
Cumamiz mübarek olsun.
Hakime Gülsüm