Misafirlikte Denge ” Evimde gibiyim””

Misafirlik, İslam’ın teşvik ettiği güzel davranışlardan biridir.

Misafire ikramda bulunmak, ona iyi davranmak İslam ahlakının bir parçasıdır.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) misafirliğin önemine dair şöyle buyurmuştur:

“Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine ikram etsin.” (Buhârî, Edeb, 31)

Bu hadis, misafire gösterilen saygı ve ikramın, İslam inancı çerçevesinde ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.

Ancak misafirlik konusunda bir denge de vardır:

Ev sahibinin mahremiyetini koruma hakkı ve misafirin bu mahremiyete saygı göstermesi İslam’da da vurgulanan önemli bir konudur.

Mahremiyetin Korunması: Ev Sahibinin Hakkı

İslam, insanın kendi evinde huzurlu ve rahat bir şekilde yaşama hakkını tanır.

Mahremiyet kavramı İslam’da son derece önemlidir.

Özellikle aile bireylerinin özel alanları, başkalarının saygı göstermesi gereken alanlardır. Misafirlik, güzel bir gelenek olsa da, ev sahibinin mahremiyeti asla ihlal edilmemelidir.

Kur’an’da Nur Suresi 27. ayet bu konuda açıkça yol gösterir:

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizin dışında başkalarının evlerine, sahiplerinden izin almadan ve onlara selam vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha iyidir. Umulur ki düşünür ve ders alırsınız.” (Nur Suresi, 24:27)

Bu ayet, misafirin ev sahibinin izni olmadan eve girmemesi gerektiğini ve kişisel alanlara saygı duyulmasının ne kadar önemli olduğunu vurgular.

Dolayısıyla, bir ev sahibinin misafir kabul ederken rahat olma hakkı, İslam’ın temel ahlaki kurallarıyla da uyumludur.

Ev sahibi, misafir ağırlamak istemediğinde veya evinde kişisel alanlarına müdahale edilmesini istemediğinde bu, onun İslami bir hakkıdır.

Huveylid bin Amr (ra)’ın naklettiği bir rivayete göre Resûlullah (asm) bir gün ashabına şöyle buyurmuştur:

Bir Müslümanın din kardeşinin yanında onu günaha sokacak kadar kalması helâl değildir.
Ashâb-ı kirâm:
– Yâ Resûlallah! İnsan din kardeşini nasıl günaha sokar, diye sorunca:
– Misafirini ağırlayacak bir şeyi bulunmayan kimsenin yanında oturup kalmakla, buyurdu. (Müslim, Lukata, 15, 16)

Yatılı Misafirlik ve İslam

Peygamber Efendimiz’in misafirlik ile ilgili hadislerinden biri de şudur:

“Misafir, üç gün ağırlanır. Bundan fazlası sadakadır.” (Müslim, Lukata, 21)

Bu hadis, misafirin ev sahibine yük olmaması gerektiğini belirtir.

İlk üç gün misafire evde güzel şekilde ağırlanması İslam’ın tavsiyesidir.

Ancak üç günden sonra misafir ev sahibine yük olur ve bu yük, İslam’da uygun görülmez.

Yatılı misafirlik konusunda, İslam’da ev sahibine aşırı yük olunmaması ve ev sahibinin rızasına dikkat edilmesi gerektiği belirtilir.

Ev sahibi eğer yatılı misafir kabul etmek istemiyorsa veya bu durum mahremiyetini ihlal ediyorsa, misafir bunu zorlamamalıdır.

Misafirin Sorumluluğu: Mahremiyete Saygı

Misafirlerin de ev sahibinin mahremiyetine dikkat etmeleri gerekir.

İslam’da bir eve misafir olarak gittiğinizde, o evin mahremiyetini ihlal etmemek önemli bir sorumluluktur.

Misafirin, ev sahibinin izni olmadan özel alanlara girmemesi, evi bir araştırma alanı gibi

görmemesi gerekir. Peygamber Efendimiz (SAV) bu konuda şu uyarıyı yapmıştır:

“Bir kimsenin izinsiz olarak başkasının evine bakması, o eve girmesi kadar büyük bir suçtur.” (Ebu Davud)

Bu hadis, ev sahibinin mahremiyetinin ne kadar önemli olduğunu ve misafirin buna saygı göstermesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyar.

Misafirin sınırlarını bilmesi, ev sahibini zor durumda bırakmaması İslam ahlakının temel kurallarından biridir.

Mahremiyet ve Özgürlüğün Korunması

Misafir kabul etmek güzel bir davranış olsa da, ev sahibinin rahatını ve özgürlüğünü sınırlayan bir duruma dönüşmemelidir.

İslam, ev sahibinin evinde huzurlu bir şekilde yaşayabilme hakkını tanır ve bu hakkın ihlal edilmemesi gerektiğini vurgular.

Eğer ev sahibi evinde özgürce hareket etmek, pijamalarıyla rahatça dolaşmak istiyorsa, bu onun en doğal hakkıdır.

Ev sahibi kendini misafire göre kısıtlamak zorunda hissetmemelidir.

Mahremiyetsiz bir evde misafirlik, İslam’a göre caiz değildir. Çünkü İslam’da mahremiyet, hem ev sahibi hem de misafir için korunması gereken önemli bir değerdir.

Kadın ve erkeklerin, birbirlerinin mahremi olmayan kişilerle aynı ortamda bulunması, serbestçe dolaşması veya bir arada yatılı kalması, İslami kurallara aykırıdır.

Mutfak: “İkram Etmeye Gerek Yok, Ben Kendim Alırım!”

Gelelim mutfak konusuna. Evet, yemekler orada hazırlanır, çaylar demlenir, ama bu misafirin bu kutsal alana istediği gibi giriş yapabileceği anlamına gelmez.

Misafirin mutfağa izinsiz dalıp, “Ben de size yardım edeyim!” diyerek dolap kapaklarını açıp kapatması, aslında ev sahibinin korkulu rüyasıdır.

Çünkü o dolaplar, ev sahibinin mahremiyeti.

Çayın hangi rafta olduğu, hangi bardağın nereye konulduğu evin gizemli kodları arasında yer alır. Bu kodları çözmek misafirin görevi değil!

Terbiye diye bir şey var, sevgili misafir. Ev sahibi zaten misafirine gereken ikramı yapacaktır. Sizin yapmanız gereken sadece o ikramı beklemek, araya girip mutfakta keşif turuna çıkmak değil.

Mutfak evin kalbidir, ama kalbe her giren misafire kapılar açılmaz.

Mahremiyet: “Evdeyim Gibi Davranırım” Tuzağı

En sık duyduğumuz cümlelerden biri: “Aman, evimde gibi hissediyorum!” İşte bu cümle

bazen tatlı bir yakınlık ifadesi olabilir, bazen de ev sahibinin kalbine saplanan bir hançer gibi.

Çünkü ev sahibi, sizin o rahatlıkla evin her köşesini keşfetmenizi değil, belli sınırları korumanızı ister.

Bir misafir, ev sahibinin yatağına oturup, duvarda asılı olan fotoğrafları incelemeye başladığında, sanki bir sanat galerisi geziliyormuş gibi bir hava esebilir.

Oysa ki, ev sahibinin odası, sergilenen bir sanat eseri değil! Evin her köşesi misafire açılmak zorunda değil, özellikle de bu alanlar kişisel ve mahrem alanlarsa.

Ev sahibinin yatak odası, banyosu ya da özel çalışma odası, müze ziyaretinin bir parçası değil. Bu odalar, sadece ev sahibine ait. O kapılar bazen misafirler için kapalıdır. Hem belki de o odanın kapısının arkasında görülmesi gereken bir karmaşa vardır, kim bilir?

Mahremiyete Saygı

Misafirliğin adabı vardır, ve bu adabın en önemli unsurlarından biri mahremiyete saygıdır.

Evet, ev sahibi sizi içeri davet etti, ama bu her odaya girebileceğiniz anlamına gelmez.

Özellikle özel alanlara izinsiz girilmemesi gerektiği, adeta yazılı olmayan bir kuraldır.

Ancak bazı misafirler, evde meraklı gözlerle dolaşarak o kuralları hiçe sayarlar.

Belki de gerçekten niyetleri iyi, ama sonuçlar ev sahibini biraz gergin bırakabilir.

Sonuç olarak, misafirlerin ev sahibinin kişisel alanlarına saygı göstermesi, o evde geçirilen zamanın kalitesini artırır.

Mutfak kapısını izinsiz açmak, dolaplardan bardak çıkarmak ya da odaya bir göz atmak

yerine, ev sahibinin yönlendirmesini beklemek her zaman daha kibar ve terbiye kurallarına uygun olur.

Hem ev sahibinin mahremiyeti korunur, hem de misafirliğin keyfi bozulmaz.

 Misafirlikte Denge ve Saygı

İslam’da misafirlik, misafire iyi davranmak, onu en iyi şekilde ağırlamakla birlikte, ev sahibinin mahremiyetini ve rahatlığını koruma arasında dengeli bir ilişki kurmayı gerektirir

Ev sahibi, misafire ikramda bulunurken, misafir de ev sahibinin sınırlarına ve özel alanlarına saygı göstermelidir.

Ev sahibinin mahremiyetine girilmemesi, evdeki özgürlüğünün kısıtlanmaması İslam ahlakının bir parçasıdır.

Dolayısıyla, bir Müslüman ev sahibi, misafir kabul ederken ya da evinde yatılı misafir istemediğinde bu, mahremiyetini koruma hakkı olarak değerlendirilebilir.

İslam, insan ilişkilerinde dengeyi ve karşılıklı saygıyı teşvik eder; bu da misafirlikte ev sahibinin ve misafirin haklarının gözetilmesini gerektirir.

Ev, bir insanın en özel alanıdır; rahatlıkla pijamalarla dolaşabileceği, sabahları geç saate kadar dinlenebileceği, kendi temposunda yaşayabileceği bir yer.

eve misafir kabul edildiğinde, bu rahatlık bazen bozulabilir.

Şahsen, evimde özgürce hareket edebilmeyi severim.

Sabahları pijamalarımı giyip kahvemi içerken, kendi alanımda olmanın verdiği huzurla güne başlamak benim için büyük bir keyif.

Ama yatılı bir misafir olduğunda, bu kişisel özgürlüğümün kısıtlandığını hissederim.

Evim, benim ve ailemin rahatça yaşayabileceği bir alan, bir sahne değil

Mahremiyet, evin dört duvarı içinde korunması gereken en önemli şeylerden biridir.

Evim, yalnızca dört duvarla sınırlı bir mekân değil, aynı zamanda benim iç dünyamı yansıtan bir yerdir.

Burada sabah istediğim saatte kalkmak, pijamalarımla dolaşmak, düşünmeden hareket edebilmek beni en mutlu eden şeylerden biri.

O yüzden, evimdeki bu rahatlığı bozan herhangi bir durum, hele ki yatılı misafir ağırlamak, bu düzeni tamamen altüst eder.

Evimin kapısı, birinci derece aileme her zaman açık; çocuklarım ve torunlarım her zaman rahatça gelebilir.

Ama bunun dışındaki insanlar için bu sınırı korumak benim için çok önemli.

Bu, bir nezaket eksikliği değil; aksine, karşılıklı saygı çerçevesinde insanların birbirlerinin özel alanlarına müdahale etmeden yaşamalarını sağlamak amacıyla alınmış bir karardır.

Hem misafirin rahat etmesi, hem de ev sahibinin mahremiyetini koruyabilmesi adına bu denge önemlidir.

Geçmişte, misafirlik kavramı geniş bir zaman dilimine yayılan bir ritüeldi.

Köy evlerinde, kasabalarda misafirler yatılı kalır, uzun sohbetler yapılır, birlikte yemekler yenirdi.

O dönemde misafirperverlik, insanların birbirine olan güveninin ve yardımlaşma duygusunun bir ifadesiydi.

 

Yolculuklar zor ve uzun olduğu için, misafirlerin kalacak yer bulması her zaman kolay değildi. Dolayısıyla kapılar her zaman açık tutulur, “Tanrı misafiri” asla geri çevrilmezdi.

Ancak günümüz dünyasında bu anlayış bazı değişikliklere uğradı.

Özellikle büyük şehirlerde, yoğun iş temposu, bireysel yaşam alanlarının daralması ve sosyal hayatın hızlanmasıyla birlikte, misafirlik daha kısa süreli ve planlı hale geldi.

Şehir yaşamında, ani ve habersiz misafirlikler yerini randevulu ve programlı ziyaretlere bıraktı. Yatılı misafirlik de eskisi kadar yaygın değil; çünkü modern toplumda otel, pansiyon gibi alternatif konaklama seçenekleri yaygınlaştı.

Unutmayalım ki, ev sahibi size evinin kapılarını açtı diye, bütün odalarını da açmak zorunda değil.

Evin her köşesi sergi alanı değil, misafirlerin keyfine göre girip çıkabileceği birer keşif mekanı hiç değil.

Misafirlik adabı, mahremiyete saygıyı gerektirir.

Her odayı görmek yerine, ev sahibinin size gösterdiği yerlerle yetinmek, hem saygıyı hem de misafirperverliği sürdürmenin en güzel yoludur.

Bu yüzden, “ evimde gibiyim” derken, ev sahibinin yaşam alanına girmeden önce iki kez düşünmekte fayda var.

Çünkü o kapılar açılmadan, izin verilmeden girilmez!

Çocukların Davranışları ve Ebeveynlerin Sorumluluğu

çocukların misafirlikte nasıl davranacaklarını bilmemeleri kabul edilemez bir durumdur.

Bu sorumluluk, öncelikle ebeveynlere aittir.

Ancak bazı anne babaların, çocuklarını kontrol etmek yerine tamamen serbest bırakmayı tercih ettiklerini görüyoruz.

Misafirlikte, ev sahibinin eşyalarına zarar veren, sürekli gürültü yapan ya da kavga eden çocuklar,

sadece ev sahibine değil, aynı zamanda diğer misafirlere de büyük bir saygısızlık örneği sergiler.

Bu durumda anne babaların müdahale etmemesi, çocuklara yanlış mesajlar verir.

Çocuklar, her ortamda sınırlarını bilmeli ve başkalarının haklarına saygı göstermeyi öğrenmelidirler.

Çocukların “başka bir odaya gönderilmesi” gibi geçici çözümler ise sorunu ötelemekten başka bir işe yaramaz.

Bu yöntem, çocuklara nasıl davranmaları gerektiğini öğretmek yerine, sadece anlık bir rahatlama sağlar.

Çocuk terbiyesi ve disiplini, misafirlikte değil, öncelikle evde verilmelidir.

Sigara İçmek: Başkalarının Sağlığına ve Rahatına Saygı

Misafirlikte karşılaştığımız bir diğer önemli sorun ise sigara içme alışkanlığıdır.

Ev sahibine danışmadan, misafir olunan evde sigara içmek, başkalarının sağlığını ve konforunu hiçe saymak demektir.

Ev sahibinin hassasiyetine rağmen balkonda bile sigara içme ısrarı, toplumsal saygı kurallarına tamamen aykırıdır.

Sigara içmek kişisel bir tercihtir, fakat bu tercihi başkalarının evinde dayatmak büyük bir saygısızlık örneğidir.

Misafir olarak bulunduğumuz evlerde ev sahibinin ve diğer misafirlerin rahatına özen göstermeliyiz.

İzinsiz Davranışlar ve Sınırların Aşılması

Misafirlikte ev sahibinden izin almadan buzdolabını açmak, mutfağı kullanmak ya da özel odalara girmek gibi davranışlar, hem ev sahibine hem de eve saygısızlık anlamına gelir.

Bir misafir olarak, ev sahibinin izni olmadan kişisel alanlara müdahale etmek, ev sahibinin mahremiyetini ihlal etmektir.

Evin düzenine ve kurallarına saygı göstermek, misafir olmanın temel bir gereğidir.

Bu sayede, misafirlik karşılıklı saygı ve nezaket çerçevesinde huzurlu bir şekilde geçer.

Evin Mahremiyetine Saygı

Her evin kendine has kuralları ve düzeni vardır.

Misafir olarak bulunduğunuz evde sınırlarınızı bilmek, ev sahibine saygı göstermenin bir gereğidir.

İzinsiz dolapları karıştırmak, başka odalara geçmek ya da ev sahibinin kişisel eşyalarını kullanmaya çalışmak, hem görgü kurallarına aykırı hem de rahatsız edici bir davranıştır.

Misafir olarak bir evde bulunmak, o evin sınırlarına ve kurallarına saygı duymayı gerektirir.

Çocuklar ve Misafirlik: Sorumluluk Anne Babada

Misafirliğe gitmek, ev sahibine çocuklarınızı emanet etmek anlamına gelmez.

Ne yazık ki, bazı ebeveynler ev sahibinin varlığını bir fırsat olarak görüp çocuklarını başıboş bırakıyorlar.

Oysa ev sahibi, size misafirperverlik yapmak için oradadır; çocuklarınızla ilgilenmek ya da onların kavga etmesini çözmek için değil.

Çocukların sorumluluğu tamamen anne babalara aittir ve onların başkalarının evinde düzgün davranmalarını sağlamak, ebeveynlerin temel görevidir.

Bazı ebeveynler, çocukları başka bir odaya göndermenin sorunu çözdüğünü düşünse de bu, çocuklara sınırları öğretmenin bir yolu değildir.

Çocukların her ortamda nasıl davranmaları gerektiğini öğrenmeleri, toplum içinde daha bilinçli bireyler olarak yetişmeleri açısından son derece önemlidir.

Çocuklara evde verilen terbiyenin, misafirlikte sergilenmesi gerekir.

Bu süreçte çocuklara sevgiyle ve anlayışla yaklaşmak, onların özgüvenini zedelemeden doğru davranışlar geliştirmelerini sağlar.

Empati ve Toplumsal Saygı

Günümüzde empati eksikliği, misafirlikte en çok karşılaştığımız sorunlardan biridir.

Misafir olarak gittiğimiz bir evde, kendi rahatımızı düşünürken ev sahibini ve diğer misafirleri rahatsız edecek davranışlar sergilemek kabul edilemez.

Misafirlik, sadece ev sahibine değil, aynı zamanda toplumsal değerlere de saygı göstermeyi gerektirir.

Kendi rahatınızı düşünürken başkalarının haklarına saygı göstermemek, toplumsal huzura zarar verir.

Sonuç: Misafirlikte Saygı ve Görgü Kurallarına Geri Dönüş

Toplum olarak, misafirlikte saygı, nezaket ve görgü kurallarına yeniden dönmemiz gerekiyor. Kontrolsüz çocuklar, izinsiz davranışlar ve başkalarının sağlığını hiçe sayan hareketler, misafirliğin asıl amacını yok ediyor.

Misafirlik, karşılıklı saygı ve empati ile anlam kazanır.

Ev sahibine ve diğer misafirlere saygı göstermek, toplumsal uyumun ve insan ilişkilerinin en temel unsurlarından biridir.

Çocukların terbiyesi ve eğitimi evde başlar, toplum içinde uygulanır.

Misafirlik, çocuklarınızı eğitmenin değil, öğrendiklerini sergilemenin yeridir.

Bu yüzden misafir olarak bulunduğunuz bir evde, hem çocuklarınıza örnek olmalı hem de ev sahibine saygı göstermelisiniz.

Unutulmamalıdır ki, görgü ve nezaket kuralları, hem bireyin hem de toplumun saygısını kazanmanın en önemli yollarıdır.

Ebeveynler, çocuklarına saygı, görgü ve nezaket kurallarını kendi evlerinde öğretmelidir ki, topluma çıktıklarında nasıl davranacaklarını bilsinler.

Misafirlik, bu eğitimin uygulandığı bir yer olabilir; fakat asıl eğitimin verildiği yer kendi evinizdir.

Başkasının evini, çocuklarınıza sınır öğretmek ya da disiplin vermek için kullanmak, ev sahibine haksızlık olduğu gibi çocuklarınızın da bu sorumluluğu yanlış anlamasına neden olabilir.

Misafirlik, çocuğunuzu yetiştirmenin değil, bu süreçte öğrendiklerini göstermenin yeridir.

Unutulmamalıdır ki, çocuklar farklı bireysel özelliklere ve hassasiyetlere sahiptir.

Onları eğitirken, sevgi dolu, anlayışlı ve yapıcı bir tutumla yaklaşmak, onların gelişimi için en doğru yoldur.

Ev sahipleri ve misafirler, çocukların duygusal dünyasını göz önünde bulundurmalı ve özgüvenlerini zedelemeden, onlara nezaketle sınırlar öğretmelidir.

Sonuç olarak, misafirlikte çocuklara yaklaşırken her zaman şu ilkeyi hatırlamalıyız: Hiçbir çocuk, başkasının evinde kırılmayı ya da incinmeyi hak etmez.

Onlar, sevgi ve anlayışla büyütülmeli ve her ortamda güvenle hareket edebilmeleri sağlanmalıdır. Selam ve dua ile

 

  • İlgili Yazılar

    • Ocak 28, 2026
    • 0 views
    • 2 minutes Read
    “Kalbin Kâbesi: İbadette Temizlik ve Samimiyet”

    Read more

    • Ocak 28, 2026
    • 1 views
    • 3 minutes Read
    Korumalı: Koşan Dünyada Yavaş Bir Adım

    Burada alıntı yok çünkü bu yazı korumalı.

    Read more

    “Kalbin Kâbesi: İbadette Temizlik ve Samimiyet”

    • Ocak 28, 2026
    • 0
    • 0 views

    Korumalı: Koşan Dünyada Yavaş Bir Adım

    • Ocak 28, 2026
    • 0
    • 1 views

    Korumalı: Verileni Fark Etmek

    • Ocak 27, 2026
    • 0
    • 44 views

    Allah Verdi Ama Biz Fark Ettik mi?

    • Ocak 27, 2026
    • 0
    • 46 views

    Korumalı: Akıl + iman. Plan + dua. Tedbir + tevekkül.

    • Ocak 26, 2026
    • 0
    • 71 views

    Ne kadar kaldık burada?

    • Ocak 26, 2026
    • 0
    • 54 views

    Îyilik; Saflık Değil, İmandan Gelen Bir Duruştur

    • Ocak 25, 2026
    • 0
    • 79 views

    Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 62 views

    Moments avec les fleurs

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 55 views

    Korumalı: Bugün elimden geleni yaptım.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 46 views

    Korumalı: Bu bir yolculuktur.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 38 views

    Korumalı: Bu duygu sonradan öğrenilir, yaşanır, içselleştirilir.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 28 views

    İnsan, ahlakıyla üstün olur.

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 45 views

    Sen değersiz değilsin

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 44 views

    Aynı Çatı Altındaki Yabancı

    • Ocak 24, 2026
    • 0
    • 78 views

    İlim nimettir ama imtihandır

    • Ocak 21, 2026
    • 0
    • 69 views

    Helâl ve temiz olarak yiyin

    • Ocak 20, 2026
    • 0
    • 57 views

    Seçimlerimizin Sonucu

    • Ocak 20, 2026
    • 0
    • 81 views

    L’Étranger sous le même toit

    • Ocak 20, 2026
    • 0
    • 100 views

    Une responsabilité confiée par Allah

    • Ocak 19, 2026
    • 0
    • 63 views

    Hepimize Bir Hatırlatma

    • Ocak 19, 2026
    • 0
    • 71 views

    Helali terk etmek takva değildir

    • Ocak 19, 2026
    • 0
    • 91 views

    Gerçek misafir huzur getirir, fırtına değil.

    • Ocak 18, 2026
    • 0
    • 78 views

    Allah İçin mi, Başkası İçin mi?

    • Ocak 17, 2026
    • 0
    • 82 views

    Bakın ne kadar ince bir denge var

    • Ocak 17, 2026
    • 0
    • 102 views

    Bugün başkalarını konuşan, yarın sizi konuşur.

    • Ocak 17, 2026
    • 0
    • 117 views

    Az derler, çok derler, geç derler, erken derler.

    • Ocak 16, 2026
    • 0
    • 105 views

    Helâl ve Temiz Rızığın Önemi

    • Ocak 16, 2026
    • 0
    • 69 views

    Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”

    • Ocak 15, 2026
    • 0
    • 89 views

    Evliliği ciddiye al, ilişkiyi oyun gibi görme

    • Ocak 15, 2026
    • 0
    • 91 views

    Helâl bir hayat, sadece mideyle değil

    • Ocak 14, 2026
    • 0
    • 85 views

    La ilahe illallahül melikül hakkul mübin

    • Ocak 11, 2026
    • 0
    • 108 views

    La mémoire d’une maison pleine

    • Ocak 10, 2026
    • 0
    • 151 views

    Sabır, Sevgi ve Hidayet

    • Ocak 10, 2026
    • 0
    • 118 views

    “Bildik” demiyoruz, “öğreniyoruz” diyoruz

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 123 views

    Que tu les avertisses ou que tu ne les avertisses pas”

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 140 views

    Uyarsan da Uyarmasan da…

    • Ocak 9, 2026
    • 0
    • 128 views

    Dua,edebiyat hiç değildir.

    • Ocak 7, 2026
    • 0
    • 116 views

    “Biz yabancı değiliz”.

    • Ocak 6, 2026
    • 0
    • 141 views

    C’était la règle

    • Ocak 4, 2026
    • 0
    • 103 views

    “Allâhu ekber kebîrâ…”

    • Ocak 4, 2026
    • 0
    • 175 views

    Allahummağfirli verhamni vehdini ve afıni verzukni”

    • Ocak 3, 2026
    • 0
    • 110 views

    Sadece Rahmân’ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler

    • Ocak 2, 2026
    • 0
    • 128 views

    Güzel bir aile, kendiliğinden oluşmaz.

    • Aralık 31, 2025
    • 0
    • 165 views

    Siz Bana Çok İyi Geldiniz

    • Aralık 31, 2025
    • 0
    • 171 views

    Korumalı: Herkes fıtratına uygun insanlarla yol alır

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 102 views

    « Vous m’avez fait beaucoup de bien »

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 125 views

    Ayet bize iki farklı insan tipi gösteriyor.

    • Aralık 30, 2025
    • 0
    • 170 views

    Şükür, elindekiyle doğru kalabilmektir. 🌷 🌼 🌸

    • Aralık 28, 2025
    • 0
    • 196 views

    Hizam Al-Ghamdi’nin hikayesi,

    • Aralık 27, 2025
    • 0
    • 152 views

    Dünya malı nedir ki?

    • Aralık 26, 2025
    • 0
    • 167 views

    Sorun bakmamak değil, alışmak.

    • Aralık 24, 2025
    • 0
    • 140 views

    Başkasını konuşmak daha kolay geliyor.« Il est plus facile de parler de quelqu’un d’autre. »

    • Aralık 24, 2025
    • 0
    • 156 views

    İman yaşandıkça güzelleşir(La foi s’embellit lorsqu’elle est vécue)

    • Aralık 23, 2025
    • 0
    • 194 views

    Güzel Sözün Gücü“Le pouvoir des belles paroles”

    • Aralık 23, 2025
    • 0
    • 184 views

    Kalp… Sessizdir ama en çok o konuşur.

    • Aralık 22, 2025
    • 0
    • 193 views

    Kazandın mı gerçekten?

    • Aralık 20, 2025
    • 0
    • 121 views

    Aleyküm enfüseküm…(Siz kendinize bakın…)

    • Aralık 14, 2025
    • 0
    • 230 views

    Mal ve Davranışta Sadaka

    • Aralık 14, 2025
    • 0
    • 217 views

    Bir Bahçede Üç Zaman

    • Aralık 13, 2025
    • 0
    • 159 views

    İyilik, bir karakter meselesidir

    • Aralık 12, 2025
    • 0
    • 194 views

    Sünnetin güzelliklerinden bazıları

    • Aralık 12, 2025
    • 0
    • 159 views

    Zikir sadece söz değildir

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 132 views

    La Bonté : Tout Commence par le Caractèr

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 171 views

    Clé pour maîtriser la colère

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 88 views

    Davet Edilmemiş Nasihatlar…

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 196 views

    Kalp… Sessizdir ama en çok o konuşur.

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 78 views

    Sözün Ağırlığı ve Kalbin Dili

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 223 views

    Allahumme cal fi kalbi nûran, ve cal fi sadri feracen ve surûran.

    • Aralık 11, 2025
    • 0
    • 197 views

    Le Conseil Non Sollicité

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 134 views

    Bunu al, şunu da al, trend bu, onsuz olmaz…

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 151 views

    İnsan Vardır Huzur Verir…

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 184 views

    Allah’a tevekkül ederek yapılan gayret

    • Aralık 10, 2025
    • 0
    • 271 views

    Her yaptığının bir bedeli vardır;

    • Aralık 9, 2025
    • 0
    • 160 views

    Ben nasıl bu kadar etkilenmişim?”

    • Aralık 9, 2025
    • 0
    • 107 views

    Hurafe karanlıktır, bâtıl karanlıktır.

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 186 views

    Utanmadıktan sonra dilediğini yap.

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 133 views

    Sünnet-i Seniyye,

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 152 views

    Mesela huzur dedik ya…

    • Aralık 8, 2025
    • 0
    • 175 views

    Allâhümme rahmeteke ercü felâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 216 views

    Korumalı: Révélation personnelle : Écouter pour soi

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 88 views

    Ne büyük müjde

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 167 views

    Bu yaşa gelmişsin, hâlâ Türkçe öğrenmedin mi sen?

    • Aralık 7, 2025
    • 0
    • 181 views

    Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum

    • Aralık 6, 2025
    • 0
    • 103 views

    Artık koşturmama gerek yok

    • Aralık 6, 2025
    • 0
    • 174 views

    👉 “Söylentilere değil, gerçeğe kulak vermek.

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 180 views

    Sen güzel düşündükçe, şükrettikçe, güzel baktıkça

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 181 views

    Écouter la vérité, non les rumeurs

    • Aralık 5, 2025
    • 0
    • 148 views

    Evet ya… Bu iyi hissettirdi

    • Aralık 4, 2025
    • 0
    • 178 views

    Dost arıyorsan Allah yeter, destek bekliyorsan Allah yeter.

    • Aralık 4, 2025
    • 0
    • 214 views

    La valeur de l’honnêteté face à la triche

    • Aralık 3, 2025
    • 0
    • 144 views