Kardeşim, hayat bazen insanlara takılarak geçiyor. “O bana böyle dedi, şu bana şöyle baktı, diğerleri ne düşündü?” derken ömür gidiyor.
İnsanlara kafayı takmak kalbi yorar, gönlü kırar, huzuru kaybettirir.
Ama eğer kafanı bir şeye takmak istiyorsan, bunu Allah’ın kelamına ve Resûlullah’ın öğütlerine tak.
Bir ayete tak, “Rabbim bana ne diyor?” diye sor.
Bir hadise tak, “Peygamberim bana nasıl yol gösteriyor?” diye düşün.
Kur’an’a bak, “Bana hangi yolu gösteriyor?” diye sor ve kalbini ona aç.
Kur’an bize hayatın özünü bildiriyor: “Boş kaldığında hemen başka bir işe yönel ve yalnız Rabbine yönel.”
Boş kalma, çünkü boşluk insanı yanlışlara sürükler.
Beyni ve kalbi dolu tut, nefsin oyunlarına karşı koy. Tevbe, tefekkür ve şükürle dolu bir kalp, huzurun ve mutluluğun anahtarıdır.
Sahabilerin ibadetten zevk almasını merak edersin değil mi?
Onların sırrı çok basit: Kalplerini insanlara değil, Allah’a bağlamışlardı.
Hz. Hatice annemizi düşün; Peygamberimize herkes “yalancı, şair” derken o eşinin yanında dimdik durdu ve “Korkma Ya Muhammed!” diyerek onu teselli etti.
Hz. Âişe annemiz ilimde öyle derinleşti ki, hadislerin en büyük nakilcilerinden biri oldu.
Hz. Ebubekir dostluğun en güzel örneğini verdi, Peygamberimize her zaman omuz verdi.
Hz. Ömer, Peygamberimizi öldürmeye giderken hidayetle buluştu ve İslam’ın en güvenilir direği hâline geldi.
Hz. Ali ise ilimde ve hikmette doruğa çıktı, adaletin timsali oldu.
Onların ortak yönü şuydu: İnsanların ne dediğine değil, Allah’ın rızasına odaklandılar.
Sen de kafanı doğru şeylere takabilirsin. Sağlığına tak kafanı; Allah’ın sana verdiği bedeni korumak ve ona iyi bakmak senin görevin.
Şükre tak kafanı; ne kadar çok şükredersen, hayatın o kadar bereketli olur.
Doğaya bak; sonbaharda yapraklarını döken ağaç, kışın yaralarını sarar ve baharda yeniden canlanır. Sen de tıpkı ağaç gibi ol, zor zamanlardan sonra yeniden doğ.
Zamana bak; gece nasıl sabaha kavuşuyorsa, senin sıkıntıların da mutlaka ferahlığa kavuşacak.
Peygamberimiz buyuruyor ki, müminin işi her zaman hayırlıdır; başına bir nimet gelse şükreder, başına
bir sıkıntı gelse sabreder, her ikisi de onun için hayır olur.
Beyni boş bırakma.
Boşluk insanı yanlışlara sürükler.
Örgü yap, kanaviçe işle, kitap oku, yeni bilgiler öğren, yaz, düşün ve tefekkür et.
Ama ne yaparsan yap, kalbini boş bırakma.
Onu tevbe, tefekkür ve şükürle doldur.
Bunlar ruhun en güzel reçetesidir.
Kafaya takmak kötü değildir; kötü olan, yanlış şeylere takmaktır.
Doğru şeylere kafanı takarsan, kalbin de kafan da Rabbine yaklaşır.
İnsanlara değil, Allah’a takıl.
Dedikodulara değil, ayetlere kulak ver.
Geçici heveslere değil, ebedî cennete odaklan.
Rabbimizin ayetlerini kalbine yerleştirirsen, yaşam enerjini başkalarında değil, Allah’ın kelamında bulursun.
Bu ayetler sana hem dünyada huzur, hem ahirette cennet kapılarını açar.
Unutma kardeşim, kafanı boş bırakma, kalbini yanlışlara teslim etme.
Doğru şeylere tak ki, ömrün bereketli, kalbin huzurlu, ahiretin nurlu olsun.
Selam ve dua ile