Ebû Hüreyre”den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah şöyle buyurdu: “Kim benim bir velî kuluma
(dostuma) düşmanlık ederse, ben de ona harp ilân ederim.
Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz.
Kulum nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder, ta ki ben onu severim.
(Sevince de) artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.
Benden isterse muhakkak ona (istediğini) veririm.
Bana sığınırsa muhakkak onu korur ve kollarım…””(B6502 Buhârî, Rikâk, 38)
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:“Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse, ben de ona savaş ilan ederim.”
Yani Allah’ın dostuna düşmanlık etmek, aslında Allah’a kafa tutmak gibidir.
Çünkü o veli kul, artık Allah’ın himayesindedir, korumasındadır.
Sonra Allah buyuruyor ki:”Kulum bana en çok, kendisine farz kıldığım şeylerle yaklaşır.”
Yani önce farzları güzelce yerine getireceksin.
Namazını kılacaksın, orucunu tutacaksın, helale harama dikkat edeceksin.
Çünkü Allah’ın en çok hoşuna giden şey, kulun bu görevleri gönülden yapmasıdır.
Ama iş orada bitmiyor… Allah diyor ki:
“Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder; sonunda ben onu severim.”
Yani farzları tamamladıktan sonra, gönlünden gelen ibadetlerle, fazladan yapılan iyiliklerle yaklaşacaksın Rabbine.
O zaman Allah seni seviyor, sen de O’nu daha çok hissediyorsun.
Ve sonra ne buyuruyor biliyor musun?
“Onu bir sevdim mi, artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı olurum.”
Yani o kul artık Allah’ın razı olmadığı hiçbir şeyi ne duyar, ne görür, ne tutar.
Her işi Allah’ın rızası doğrultusunda olur.
Kalbiyle, diliyle, eliyle hep hayırdadır.
Ardından şöyle devam ediyor:
“Benden bir şey isterse, veririm. Bana sığınırsa, onu korurum.”
Ne büyük bir müjde bu! Yani Allah’ın sevdiği bir kul olursan, duaların cevapsız kalmaz, başına gelenlerde Allah
seni bizzat himaye eder.
Ve hadisin sonunda çok dokunaklı bir ifade var:
“Ben yapacağım bir şeyde, mümin kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüt etmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem.”
Yani Allah, kulunun canını almakta bile bir tereddüt içinde gibi.
Çünkü kul ölümü sevmez, Allah da sevdiği kulunun hoşlanmadığı bir şeyi ona hemen yaşatmak istemez.
Ne kadar şefkatli bir ifade değil mi?
Kısacası bu hadis bize şunu öğretiyor:
Allah’ın dostu olmak öyle uzak bir şey değil; farzları eda edip, nafilelerle yaklaşarak O’nun sevgisine erişmek mümkün.
Ve bir kul Allah’ın sevgisine erdi mi, artık Allah onunla beraberdir…
Her adımında, her nefesinde.
Selam ve dua ile
