Bakara Suresi 267. ayette Allah Teâlâ bize çok önemli bir ahlâk dersi veriyor. Diyor ki: “Ey iman edenler! Kazandığınız malların ve sizin için yerden çıkardığımız nimetlerin güzel, temiz ve helâl olanlarından Allah yolunda harcayın.”
Bakara Suresi 267. ayet bugün yaşadığımız hayatın tam ortasına hitap eden bir ayettir.
Allah Teâlâ bu ayette bize sadece “verin” demiyor; nasıl vereceğimizi öğretiyor. Diyor ki: “Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkardığımız nimetlerin temiz, güzel ve helâl olanlarından Allah yolunda harcayın.”
Yani sadaka, zekât ya da yardım yaparken, elimizdeki en kötü, en değersiz şeyleri değil, en düzgün olanları vermemiz isteniyor.
Bugüne bakalım. Mesela dolabımızı açıyoruz.
Bir sürü kıyafet var. Kullanmadıklarımızı ayırıyoruz.
Eğer ayırdığımız şeyler yırtık, lekeli, modası geçmiş, giyilse insanın içine sinmeyecek durumdaysa; işte ayet burada bizi durduruyor. Diyor ki: “
Bunu sana verseler, giyer miydin?” Eğer cevabın “Hayır” ise, onu sadaka diye vermek doğru değil.
Sadaka, karşı tarafı sevindirmeli, mahcup etmemeli.
Aynı şey gıda yardımı için de geçerli.
Evde son kullanma tarihi yaklaşmış, tadı kaçmış, bayatlamış ürünleri kolilere koyup “yardım” diye dağıtmak bu ayetin ruhuna aykırıdır.
Çünkü biz o ürünü kendimize yedirmiyoruz.
Allah, ihtiyaç sahibine çöpe yaklaşmış şeyi değil, insan onuruna yakışan nimeti vermemizi istiyor.
Parayla yardım ederken de aynı ölçü geçerlidir.
Harcamaya gelince hiç düşünmeden para harcıyoruz; ama sadaka vermeye gelince “en az ne verebilirim” hesabına giriyoruz.
Oysa bu ayet bize şunu söylüyor: Sen keyfin için para harcarken cimri davranmıyorsan, Allah yolunda verirken de gönlünü daraltma.
Çünkü Allah senin verdiğine muhtaç değil; senin kalbindeki niyete bakıyor.
Bir başka güncel örnek: Kullanılmış eşyalar.
Eğer bir eşya temiz, çalışır durumda, senin evinde rahatça kullandığın bir şeyse, işte o zaman verilmesi güzeldir.
Ama “Bozuldu, atmaya kıyamıyorum, bari sadaka olsun” diyerek verilen şey sadaka değil, yük aktarmaktır.
Ayet tam da bunu yasaklıyor.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuyu çok net bir sözle özetliyor: “Allah temizdir, ancak temiz olanı kabul
eder.” Yani verdiğin şey temiz olacak; malı da, niyeti de, yöntemi de temiz olacak.
Yardım yaparken fotoğraf çekmek, paylaşmak, karşı tarafı rencide etmek de bu temizliğe zarar verir.
Bugün sosyal yardımlarda bir başka imtihan da şudur: Gösteriş. İnsan bazen yardım yapıyor ama kalbi Allah için değil, insanlar görsün diye veriyor.
Oysa bu ayet bize hatırlatıyor: Allah zengindir, Hamîd’dir; övgüye layıktır.
Senin reklamına ihtiyacı yoktur. Senin samimiyetine bakar.
Kısacası bu ayet bize şunu öğretir: Sadaka, evden çıkarılan bir fazlalık değil; kalpten kopan bir paydır.
Kendin için neyi yakıştırıyorsan, kardeşin için de onu yakıştır.
Çünkü sadaka maldan önce insanlığı, merhameti ve imanı ölçer.
Çünkü biz o malları kendi emeğimizle kazandık ama asıl veren Allah’tır.
Ayette çok çarpıcı bir ölçü var: “Size verilse, yüzünüzü ekşiterek alacağınız şeyleri başkasına vermeye kalkmayın.”
Bu, insanın vicdanına hitap eden bir uyarıdır.
Düşünmemizi ister: “Bunu bana verseler alır mıydım?” Eğer cevabımız hayırsa, o şeyi sadaka diye vermek doğru değildir
. Sadaka, karşı tarafı inciten değil, sevindiren bir şey olmalıdır.
Maalesef bazen insanlar evinde işe yaramayan, eskimiş, bozulmuş şeyleri “nasıl olsa sadaka” diyerek vermeye kalkıyor.
Oysa bu ayet bize şunu söylüyor: Sen kendin için neyi layık görüyorsan, başkası için de onu layık gör.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de bu konuda şöyle buyuruyor: “Allah ancak temiz ve güzel olanı kabul eder.” Yani Allah’a verilen şeyin hem helâl hem de gönülden verilmiş olması gerekir.
Ayette ayrıca şu gerçek hatırlatılıyor: “Allah’ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.” Biz sadaka verdiğimizde Allah’a bir şey kazandırmış olmuyoruz.
Aslında kazanan biz oluyoruz. Sadaka, malı eksiltmez; bilakis bereketlendirir.
Kalbi yumuşatır, cimriliği kırar, insanı Allah’a yaklaştırır.
Peygamber Efendimiz bir başka hadisinde de şöyle buyurur: “Sizden biri, kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmedikçe gerçek iman etmiş olmaz.” İşte bu ayet tam olarak bunu anlatıyor.
Kendimize yakıştıramadığımız bir şeyi başkasına vermek iman ahlâkına yakışmaz.
Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretiyor: Allah yolunda verirken miktar önemli değil, niyet ve kalite önemlidir.
Az da olsa temiz, güzel ve gönülden verilen sadaka Allah katında çok değerlidir.
Allah bizden mal istemiyor; kalbimizi, samimiyetimizi istiyor.
Allah bizleri verdiğiyle incitmeyen, verdiğiyle dua alan kullarından eylesin. 🤲