Ayet (Mâide Sûresi, 5. Ayet):
“Bugün size bütün iyi ve temiz şeyler helâl kılındı. Ehl-i kitabın yiyeceği size helâldir, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. İffetinizi korumanız, zinâ etmemeniz ve gizli dost edinmemeniz şartıyla; mehirlerini verdiğiniz takdirde hür ve iffetli mü’min kadınlar ile sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların hür ve iffetli kadınları size helâldir. Kim imanı inkâr ederse, onun bütün amelleri boşa gider ve o ahirette kesin olarak zarara uğrayanlardandır.”
Ayet, Müslüman’ın hayat tarzını anlatan çok kapsamlı bir ayettir.
Yeme–içmeden evliliğe, ahlaktan imana kadar birçok temel ölçüyü bir arada verir.
Önce helal–haram meselesiyle başlıyor. “Temiz ve iyi olan şeyler helal kılındı” ifadesi,
İslam’ın insanı zorlayan değil, hayatını temiz ve dengeli yaşamasını isteyen bir din olduğunu gösterir.
Helal olan şeyler insanın hem bedenine hem ruhuna zarar vermeyen şeylerdir.
Bu konuyla ilgili Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:“Helal bellidir, haram da bellidir. İkisi arasında şüpheli şeyler vardır.
Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa dinini ve namusunu korumuş olur.”
(Buhârî, Müslim)
Yani Müslüman sadece açık haramdan değil, kendisini harama yaklaştıracak durumlardan da uzak durmalıdır.
Ayetin devamında Ehl-i kitapla olan sosyal ilişkilere değinilir.
Onların yiyeceklerinin Müslümanlara helal kılınması, İslam’ın farklı inançlarla bir arada yaşamayı kolaylaştırdığını gösterir.
Ancak bu, inançtan taviz vermek anlamına gelmez; sınırlar nettir.
Sonra evlilik konusuna geçilir.
Bu hadis, ayetteki “iffetli olmak, zina etmemek, gizli dost edinmemek” şartını birebir destekler. İslam, duyguları inkâr etmez ama onları helal yoldan yaşatır
.Efendimiz (s.a.v) buyurur ki:“Ey gençler! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin.
Çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffeti muhafaza eder.”
Ayet özellikle iffet üzerinde durur. “Zina etmeksizin, gizli dost edinmeksizin” ifadesi çok dikkat çekicidir.
Yani İslam’da ilişki ya açık ve helal bir evliliktir ya da hiç yoktur.
Flört, gizli ilişkiler, geçici birliktelikler bu ölçünün dışındadır.
Bu konuyu Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle açıklar:
“Ey gençler! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa evlensin.
Çünkü evlilik gözü haramdan korur, iffeti muhafaza eder.”(Buhârî, Müslim)
Yani evlilik, sadece bir tercih değil; aynı zamanda iffeti koruyan bir ibadettir.
Ayetin mehir vurgusu da çok önemlidir.
Mehir, kadının değersiz değil, aksine kıymetli olduğunun göstergesidir. Erkek, evliliği ciddiye aldığını mehirle ortaya koyar.
Bu konuda Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:
“Kadınların en hayırlı mehri, en kolay olanıdır.”(İbn Mâce)
Yani mehir bir yük değil, bir değerdir; gösteriş değil, samimiyet esastır.
Ayetin sonunda ise çok güçlü bir uyarı vardır: Kim imanı inkâr ederse, amelleri boşa gider.
Yani insan ne kadar iyi iş yaparsa yapsın, iman yoksa ya da iman ciddiye alınmıyorsa, o amellerin ahirette karşılığı olmaz.
Bunu destekleyen çok temel bir hadis vardır: “Ameller niyetlere göredir.”(Buhârî, Müslim)
İman samimi değilse, niyet sağlam değilse, yapılan işler şekil olarak kalır; ruhunu kaybeder.
Bu ayet ve hadisler bize şunu anlatır:
Müslüman, helaline dikkat eden, ilişkilerinde temiz olan, evliliği ciddiye alan ve imanını hayatına yansıtan insandır.
Helal kazanç, temiz hayat, iffetli ilişki, ciddi evlilik ve samimi iman…
İslam, hayatın bir parçası değil; hayatın tamamıdır.
İnanç, ahlak ve amel bir bütündür.
Biri koparsa denge bozulur.
Bir başka hadiste şöyle buyurur:
“Kadınla dört şey için evlenilir: malı, soyu, güzelliği ve dini. Sen dindar olanı tercih et ki huzur bulasın.”
Bu hadis, evliliğin sadece heves ya da dış görünüş meselesi olmadığını anlatır. Ayette geçen “iffetli kadın” vurgusu, burada “dindarlık ve ahlak” olarak karşımıza çıkar.