Güzeli sever, temiz olanı tercih eder,

“Rasûlüm! De ki: ‘Allah’ın kulları için yarattığı süsleri ve tertemiz, hoş rızıkları kim haram kılabilir?’ De ki: ‘Bunlar dünya hayatında iman edenler içindir; kıyamet gününde ise yalnızca müminlere mahsus olacaktır.’ İşte biz, bilen bir topluluk için ayetleri böyle açık açık açıklıyoruz.”(A‘râf, 7/32)

 Ayet, insanın fıtratına hitap eden çok önemli bir ölçüyü önümüze koyuyor.

Allah Teâlâ, kulları için yeryüzünde pek çok nimet yaratmıştır: güzel elbiseler, helal kazançlar, temiz yiyecekler, estetik olan, insana huzur veren şeyler…

Ayet, işte tam bu noktada çok net bir soru soruyor: Allah’ın yarattığı bu nimetleri, O’nun izni olmadan kim haram kılabilir?

Burada özellikle dikkat çekilen şey şu: Dindarlık adına, takva adına, Allah’ın helal kıldığını haram gibi göstermek doğru değildir.

Çünkü bu, farkında olmadan Allah’ın yetkisine ortak olmaya kalkışmaktır.

İslam, insanı dünyadan tamamen koparan, güzelliği ve nimeti dışlayan bir din değildir.

Aksine, helal dairesi içinde kalmak şartıyla, nimetlerden istifade etmeyi bir denge olarak sunar.

Ayetin devamında çok ince bir hakikat daha hatırlatılır: Bu nimetler dünya hayatında iman edenler içindir; ama tamamen sadece onlara ait değildir.

Mümin olmayanlar da dünyada bu nimetlerden faydalanabilir.

Ancak kıyamet gününde durum değişir. O gün, bu nimetlerin asıl ve eksiksiz karşılığı sadece müminlere verilecektir.

Yani dünyadaki nimetler geçicidir, paylaşılmıştır; ahiretteki nimetler ise kalıcıdır ve yalnızca iman edenlere mahsustur.

Buradan şunu anlıyoruz: Mümin, dünyadaki nimetlere tapmaz ama onları inkâr da etmez.

Ne aşırıya kaçar ne de kendini mahrum bırakır. Güzeli sever, temiz olanı tercih eder, fakat kalbini bunlara bağlamaz. Asıl hedefin ahiret olduğunu bilir.

Ayetin sonunda “bilen bir toplum” vurgusu yapılması da manidardır.

Çünkü bu dengeyi kurmak bilgi ister, basiret ister.

Helali haramdan ayırmak, neyin gerçekten takva olduğunu anlamak ancak Allah’ın ayetlerini doğru anlayan kimselerle mümkündür.

Kısacası bu ayet bize şunu öğretir: İman, hayatı karartan değil; ölçüyle, şükürle ve bilinçle güzelleştiren bir rehberdir.

Allah’ın verdiğini küçümsemek değil, O’nun verdiğini O’nun razı olacağı şekilde kullanmak gerçek kulluktur.

Helali haram gibi göstermenin yanlışlığı

Bir gün bazı sahâbîler daha fazla ibadet etmek için evlenmemeyi, et yememeyi, sürekli oruç tutmayı düşündüklerinde Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:“Ama ben bazen oruç tutarım, bazen tutmam; namaz kılarım, uyurum; kadınlarla evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.”(Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5)

  • İlgili Yazılar

    • Ocak 18, 2026
    • 35 views
    • 3 minutes Read
    Temiz Kal, Ölçülü Ol, Nimeti Değerlendir

    Read more

    • Ocak 16, 2026
    • 70 views
    • 2 minutes Read
    Yanlışla doğru, haramla helal, temizle kirli asla aynı değildir.

    Read more

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir