Sürekli çalışıyor…
Sürekli bir şeylerle meşgul.
İnsanlara karşı yüzü güler, dili tatlı.
Ama evine gelince,
Eşi ve ailesi sanki ihmal edilmiş bir emanet gibi…
Eve girince elinde sadece telefon.
Hayatının merkezi ya küçük bir ekran
Ya da susturan bir televizyon.
Eşiyle en son ne zaman gönülden bir sohbet etti, hatırlayan var mı?
Göz göze bakıp “Nasılsın?” demek ne zaman ihmal oldu?
Cevabını gerçekten dinlemek,
Kalpten kalbe bir köprü kurmak ne zaman unutuldu?
Ay başından ay başına konuşulan tek şey para oldu.
Maaş, borç, faturalar…
Kalpler suskun, ev sessiz.
Herkes meşgul ama kimse birbirine yakın değil.
Evet, bir evin erkeği çalışmalıdır.
Rızık için gayret ibadettir.
Ama bir ev, sadece çalışarak ayakta kalmaz.
Çünkü adamlık sadece ekmek getirmek değildir.
Bir kadının görevi sadece idare etmek de değildir.
Sabretmek, susmak, her şeye katlanmak kaderi değildir.
Zira evlilik, Allah katında bir emanettir.
Bir ev, hesap kitapla değil;
Merhametle, muhabbetle, adaletle ayakta durur.
Her şey para değildir.
Bereket, paranın çokluğunda değil;
Huzurun varlığındadır.
Eşinin gözlerindeki hüznü göremiyorsan,
Kalbindeki yorgunluğu hissedemiyorsan,
Sessizliğinin aslında bir dua,
Bir yakarış olduğunu anlayamıyorsan…
Hastalığında başında durmayı değil de
Bunu bir yük sayıyorsan…
Bir limonlu çayı bile çok görüyorsan…
Devami Hakime Gulsum