Enfâl Suresi, 37. Ayet
“Allah, böylece murdar olanı temiz olandan ayırır, sonra murdar olanları birbiri üstüne yığıp, hepsini bir balya hâline getirir ve ardından cehenneme doldurur. İşte onlar, en büyük zarara uğrayanların tâ kendileridir.”
Bazen hayat çok basit görünüyor ama aslında çok net bir kural var: İyilik iyiliği, kötülük kötülüğü getirir. Allah her şeyi çok iyi görüyor; iyiyi ve kötüyü birbirinden ayırıyor.
Enfâl Suresi’nde de bunu bize anlatıyor: kötü davranışlar birikir, bir balya hâline gelir ve sonunda büyük bir zarara dönüşür.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de buyuruyor ki, bir iyilik yapmayı niyet ederseniz, hatta yapamasanız bile Allah ona sevap yazar. Ama kötü niyet ve kötülük birikir, hem size hem çevrenize zarar verir.
Yani iyilik yapanlar hem kendilerine hem başkalarına fayda sağlar; kötülük yapanlar ise kendi hazırladıkları yükü taşır.
Yaptığı iyilikler ise kat kat mükâfat olarak döner.
Ama kötü niyetler ve kötülükler, birikir ve sonunda hem dünyada hem ahirette zarara dönüşür.
Bu dünya bir yol gibi… Yürürken karşımıza iyi ve kötü seçenekler çıkıyor.
Allah, her şeyi çok iyi biliyor ve iyiyi kötülükten ayırıyor.
Biz farkında olsak da olmasak da yaptığımız her hareket, her niyet bir iz bırakıyor.
İyilik yapanlar, aslında kendilerine iyilik yapmış oluyor.
Bir başkasına yardım etmek, bir güzel söz söylemek, birini mutlu etmek…
İşte tüm bunlar hem karşımızdakine hem bize dönüyor.
İyiliğin ödülü, zaten kendisi; bir iyilik yaparsınız, hayatınızda başka iyilikleri de beraberinde getirir.
Ama kötülük öyle değil.
Kötü davranışlar, haksızlıklar, kibir, zulüm… Birikir, büyür ve sonunda bir balya gibi cehenneme gider.
Kötülüğün cezası, işte kendisi oluyor.
Allah kimseye haksızlık etmez, biz kendi seçimlerimizle hem dünyada hem ahirette yükümüzü taşırız.
O yüzden önce kendi nefsime yolumuz iyilikten yana olsun.
Temiz, doğru, güzel olanı seçelim.
Çünkü iyilik bizi hem huzura hem kurtuluşa götürür.
Kötülük ise kendi kendine felaket hazırlar.
Basit ama güçlü bir kural: İyilik iyiliği, kötülük kötülüğü getirir.
Yani anlayacağımız şey basit: İyilik, iyiliği getirir. Kötülük, kendine ceza olur.
Allah kimseye haksızlık etmez; biz kendi seçimlerimizle ya huzura ve iyiliğe, ya da zarara ve kötülüğe gidiyoruz.
Bu yüzden her zaman doğruyu seçmek, temiz ve iyi olanla olmak hem dünyada hem ahirette bizim yararımıza.
Ve Peygamber Efendimiz’in duasıyla bitirelim: “Allah’ım, kalplerimizi dosdoğru kıl, amellerimizi iyilikle doldur, bizi kötülükten koru ve bizi Senin rızana ulaştıracak yolda sabit kıl.”
Selam ve d ua ile