“Erkek olsun kadın olsun, kim mü’min olarak sâlih amel işlerse ona dünyada mutlaka
temiz ve güzel bir hayat yaşatırız. Âhirette de onları yaptıkları en güzel amellere göre
mükâfatlandırırız.”(Nahl, 16/97)
Peki ne demek “sâlih amel”?
Sadece namaz kılmak, oruç tutmak değil.
Helal kazanç
Kul hakkına dikkat
Güzel ahlak
İnsanlara zarar vermemek
Elinden, dilinden emin olunan biri olmak
Yani iman, hayata yansıyorsa… işte o sâlih amel.
Sonra çok dikkat çekici bir ifade geliyor:
“Dünyada temiz ve güzel bir hayat yaşatırız.”
Bu ne demek?
Zenginlik mi? Herkes için değil.
Sorunsuz bir hayat mı? Hayır.
Bu daha çok şunu anlatıyor:
İç huzur Kalp ferahlığı
Başına geleni Allah’la anlamlandırabilme
Azla yetinip çok şükredebilme
Yani herkesin aradığı ama çoğunun parayla bulamadığı şey: gönül huzuru.
Ve ayetin sonu da umut dolu:“Ahirette onları yaptıkları en güzel işlere göre mükâfatlandırırız.”
Bak “en güzel işleri” diyor.
Yani Allah:“Hepsini tek tek sayıp yormam, en güzellerini esas alırım.”
diyor adeta.
Bu da Allah’ın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.
Ayet aslında insanın içini çok rahatlatan ayetlerden biri.
Çünkü net bir şey söylüyor:Allah katında cinsiyet değil, iman ve amel önemli. “Erkek olsun kadın olsun” diye özellikle vurgulaması boşuna değil.
Söyle anlayabiliriz : “Benim terazimde kadın-erkek farkı yok. Kim inanır ve güzel işler yaparsa, karşılığını alır.”
İnsan bazen şunu düşünür: “Ben doğru olmaya çalışıyorum, elimden geldiğince iyi niyetliyim ama
hayat neden yine de zor?” İşte Nahl Suresi 97. ayet tam bu noktada insanın kalbine dokunuyor.
Allah bu ayette açıkça söylüyor: Erkek ya da kadın fark etmez, kim iman ederek güzel ve doğru işler yaparsa ona dünyada temiz ve güzel bir hayat verilecektir.
Yani Allah katında değer, kim olduğumuzda değil; neye inandığımızda ve nasıl yaşadığımızdadır.
Bu ayette geçen “sâlih amel” sadece ibadetlerle sınırlı değildir.
Elbette namaz, oruç, dua çok kıymetlidir ama sâlih amel aynı zamanda dürüst olmaktır, kul
hakkından sakınmaktır, merhametli olmaktır, kimseyi incitmemeye çalışmaktır.
İman, insanın kalbinde kalıyorsa eksiktir; hayata, davranışlara, dile ve ahlaka yansıması gerekir.
Allah da tam olarak buna bakar.
“Temiz ve güzel bir hayat” ifadesi çok şey anlatır.
Bu, herkesin zengin olacağı ya da hiç sıkıntı yaşamayacağı anlamına gelmez.
Hayat yine zor olabilir, imtihanlar bitmez.
Ama imanla yaşayan insan, yaşadıklarını başka türlü taşır.
İç huzuru vardır, sabretmeyi bilir, şükredecek bir kapı mutlaka bulur.
Kalbi karanlık değildir. İşte bu, ayetin vaat ettiği güzel hayattır.
Dış şartlardan çok, insanın iç dünyası temizlenir.
Ayetin devamı ise insanı daha da umutlandırır.
Allah, ahirette yapılan amellerin en güzeline göre karşılık vereceğini söylüyor.
Yani kulun hatalarına değil, güzelliklerine bakıyor.
Her şeyi tek tek sayıp insanı zorlamıyor; içinden en samimi, en güzel olanları öne çıkarıyor.
Bu da Allah’ın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösteriyor.
Bu ayet bize şunu hatırlatıyor: İyilik boşa gitmez.
Belki hemen karşılığını görmeyiz, belki insanlar fark etmez ama Allah görür.
Kalpten yapılan hiçbir güzel iş, hiçbir doğru niyet kaybolmaz.
Dünya geçicidir ama imanla yapılan işler ebediyete yazılır.
İnsan bunu bildiğinde, hayat ne kadar karmaşık olursa olsun yolunu kaybetmez.
Çünkü bilir ki Allah adildir, merhametlidir ve samimi olan kulunu asla karşılıksız bırakmaz.
Bu ayet bize şunu söylüyor:
Allah adildir
Samimiyete bakar
İmana değer verir
Küçük iyilikleri bile zayi etmez
Dünyada huzur, ahirette mükâfat vaat eder
İnsan bunu okuyunca şunu hissediyor: “Demek ki doğru yoldaysam, karşılığı mutlaka var… Geç de olsa.”