Haç Suresi 26. ayet. “Bir vakit İbrâhim’e Kâbe’nin yerini hazırlayıp
göstermiş ve şöyle buyurmuştuk: ‘Bana hiçbir şeyi ortak koşma.
Evimi, onu tavaf edecekler, huzurumda ibâdete duracaklar, rukûya varıp
secde edecekler için her türlü kirden temiz tut!’”
Allah(C.C) Hz. İbrahim’e Kâbe’nin yerini gösteriyor ve ona çok özel bir görev veriyor.
“Bana hiçbir şeyi ortak koşma” diyor.
Yani Allah’a inançta ve ibadette samimiyetin en başta geldiğini hatırlatıyor.
İbrahim (a.s.), sadece Allah’a yönelip, O’na ibadet edecek şekilde hayatını düzenlemekle sorumlu.
Sonra Allah, Kâbe’yi tavaf edecekler, orada ibadete duracaklar, rukû ve secde yapacak olanlar için de Kâbe’yi temiz tutmasını söylüyor.
Bu temizlik sadece fiziksel değil, manevi bir temizlik.
İnsanlar oraya geldiğinde sadece bedenleri değil, kalpleri de saf olmalı.
Kâbe, bir ibadet mekanı olduğu kadar, insanların Allah’a yöneldiği, içtenlikle dua ettiği bir merkez.
Ayetten anladığımız bir başka şey de, ibadetin sadece şekliyle değil, niyetle ve düzenle yapılması gerektiği.
Tavaf ederken, secdeye varırken, kalbimiz ve düşüncelerimiz Allah’a odaklanmalı, dikkatimiz dağılmamalı.
Kâbe, insanlara bu yönelişi hatırlatan bir rehber gibi.
Kısaca, bu ayet bize hem tevhidin önemini, hem ibadetin saf ve temiz
yapılmasını, hem de Allah’a yönelirken hem beden hem kalbin temiz olması gerektiğini öğretiyor.
Hz. İbrahim’in görevi, sadece bir binayı inşa etmek değil; aynı zamanda insanların
Allah’a yöneldiği bir mabedi, hem fiziken hem manevi olarak temiz bir alanı hazır
etmekti.
Yani bu ayet bize üç şeyi hatırlatıyor:
-
Allah’a samimi inanmak, O’na ortak koşmamak.
-
İbadetlerimizi hem bedenen hem kalben temiz bir şekilde yapmak.
-
Allah’ın evini, yani Kâbe’yi, insanların Allah’a yöneldiği bir merkez olarak saygıyla korumak.