Mü’minûn Suresi 50. Ayet – Meal
“Meryem oğlu İsa’yı ve annesini de kudretimizin birer delili kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, güvenli ve içinden temiz sular akan bir tepeye yerleştirdik.”
Bu ayet, Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem’in Allah katındaki özel konumuna dikkat çekiyor.
Önce şunu fark etmek lazım:Allah Teâlâ burada İsa’yı tek başına değil, annesiyle birlikte anıyor.
Bu çok anlamlı.
Çünkü Hz. İsa’nın mucizesi, babasız dünyaya gelişiyle başlıyor ve bu mucizenin merkezinde Hz.
Meryem’in iffeti, sabrı ve Allah’a olan teslimiyeti var.
Ayet “ayet (mucize)” kelimesini kullanıyor.
Yani Hz. İsa da Hz. Meryem de Allah’ın kudretini gösteren canlı deliller.
Hz. İsa’nın doğumu, konuşması, hastaları iyileştirmesi nasıl mucizeyse;
Hz. Meryem’in iffetini koruyarak böylesi ağır bir imtihanı vakarla taşıması da başlı başına bir mucize aslında.
Sonra ayet bizi çok sıcak bir tabloya götürüyor:
“Yerleşmeye elverişli, temiz akar sulu bir tepe…”
Bu ifade sadece coğrafi bir yer tarif etmiyor. Aynı zamanda ilahi bir koruma ve sükûneti anlatıyor.
Zorluk, iftira, yalnızlık ve baskıdan sonra Allah onları: Güvenli, Temiz, Huzurlu,
Hayatı sürdürebilecek imkânlara sahip
bir yere yerleştiriyor.
Tefsirlerde bu yerin neresi olduğu konusunda farklı görüşler var: Kudüs civarı, Şam, Mısır ya da Beytülmakdis çevresi denir.
Ama asıl mesaj şu: Allah, kendisine teslim olan kullarını sahipsiz bırakmaz.
Hz. Meryem, toplumdan gelen ağır suçlamalara rağmen susmayı, Allah’a güvenmeyi seçmişti.
Hz. İsa daha beşikteyken onu savunmuştu.
Ve sonunda Allah, onları hem maddi hem manevi olarak koruma altına aldı.
Bu ayet bize şunu fısıldıyor gibi:“Eğer sen Allah’a dayanırsan, en savunmasız hâlinde bile O sana bir ‘tepe’ nasip eder; güvenli, temiz ve bereketli…”
Kısacası bu ayet; mucize, sabır, teslimiyet ve ilahi korumanın aynı karede buluştuğu çok güçlü bir hatırlatma.
