Vâkıa Suresi 79. Ayet – Meâl“Ona, tertemiz olanlardan başkası dokunamaz.”
“Ona ancak tertemiz olanlar dokunabilir” ifadesi, Kur’ân’ın yüceliğine ve ona yaklaşmanın hem maddî hem manevî bir arınmışlık gerektirdiğine işaret eder.
Bu ayet, Kur’ân’ın sıradan bir metin olmadığını; ona saygı, edep ve bilinçle yaklaşılması gerektiğini hatırlatır.
Temizlik burada sadece fiziksel temizlikle sınırlı olmayıp, kalbin ve niyetin de arınmış olmasını kapsar.
Bu ayet ilk bakışta çok sade ama derinliği bayağı fazla.
İnsan ister istemez durup düşünüyor: “Tertemiz olanlar kim?”
Çoğu kişinin aklına hemen abdest geliyor, ki bu yorum fıkhî olarak önemli
Ama ayet sanki sadece elleri değil, kalpleri de işin içine katıyor.
Çünkü Kur’ân’la ilişki, sadece sayfaya dokunmak değil;
📖 anlamına temas etmek meselesi.
Kalbi önyargıyla dolu olan okuyor ama anlamıyor,
samimiyetle yaklaşan ise tek bir ayetten bile payını alıyor.
Buradaki “temizlik”: Hatasız olmak değil
Günahsız olmak hiç değil
Daha çok şu: “Ben bu sözün muhatabıyım” diyebilmek.
Yani Kur’ân, herkese açık bir kitap;
ama kendini ancak temizlenmeye niyet edenlere açıyor.
“Ona, tertemiz olanlardan başkası dokunamaz” diyor ayet…
Ne kadar sade ama ne kadar düşündürücü.
İnsan ister istemez kendine soruyor:
Ben bu kitaba nasıl dokunuyorum?
Çünkü mesele sadece sayfaya el sürmek değil.
Asıl dokunuş, kalple olan dokunuş.
Bazen bakıyorsun; Kur’ân açık, ayet okunuyor ama içeri girmiyor.
Neden? Çünkü içimiz dolu… öfkeyle, kibirle, ‘ben bilirim’le dolu.
Ayet sanki şunu hatırlatıyor bize: “Önce biraz arın… sonra yaklaş.”
Bu arınma, kusursuz olmak değil. Tam tersine, eksikliğini fark edip
“Ya Rabbi, bana yol göster” diyebilmek.
Kur’ân, kendini zorla okutmaz.
Eksikliğini bilip Rabbin kapısına yönelmek.
Ama samimiyet görünce kapılarını ardına kadar açar.
O yüzden bu ayet aslında bir yasak değil,
bir davet gibi duruyor karşımızda:
Temizlen, gel…
Dua:Allah’ım, kalplerimizi arındır, niyetlerimizi temizle.
Bizi Kur’ân’a sadece elimizle değil, kalbimizle dokunan kullarından eyle.
Ayetlerini hayatımıza rehber kıl. Âmin.