Merhamet…
Belki de bu dünyada insana en çok yakışan duygu.
Ne makamla ölçülür ne parayla.
İnsanı insan, evladı evlat yapan asıl değer budur.
Geçenlerde izlediğim bir videoda, Suudi bir ailenin misafir ağırladığı anlar vardı.
Çocuklar sofraya yemekleri getiriyor, tabakları babalarına uzatıyordu.
Derken içlerinden biri, sinirli ama yüreği sevgiyle dolu bir sesle sordu:“Misafir kim burada?”
Kamerayı çeken kişi, “Benim,” diye cevap verdi.
Çocuk hiç tereddüt etmeden şunu söyledi:“Annem çok yoruldu. Dünden beri ayakta. Yemeğini ye ve hemen git bu evden.”
Babası şaşkınlıkla kaldı, misafirler gülümsedi…
Ama o çocuğun annesine duyduğu merhamet, sahiplenme duygusu ve vicdanı her şeyin önüne geçti.
Maşallah, bârik dedim izlerken.
Küçücük bir yürekte koskoca bir ahlak vardı.
O an insanın içi ısınıyor,
“İşte evlat böyle olur,” diyorsun.
Ve o an anladım ki;
Evlat olmak yaşla değil, vicdanla ilgiliydi.
Bir de bunun tam tersi var…
İnsan demeye bile dili varmıyor.