Kul bazen neyi aradığını bilmez; çünkü aradığı, isimsiz bir huzurdur.
Aranan şey bilinmez olur bazen; zira o, kalbe doğan bir sükûnettir.
Bazen insan, ne aradığını bilmeden arar; içinde sadece bir dinginlik isteği vardır.
Kimi zaman neyi aradığını bilmez insan; zira o arayış, dile sığmaz bir sükûnettir.
Bu huzur çoğu zaman dışarıda aranır.
İnsanlarda, ilişkilerde, takdirlerde…
Oysa aranan, kalbin Rabbine yakınlık hâlidir.
Kul bunu fark ettiğinde, yönü değişir; özü değil.
“Değişti” derler.
Çünkü artık her çağrıya koşmaz, her yükü taşımazsın.
Çünkü susmayı, geri durmayı ve ölçüyü öğrenmişsindir.
Oysa bu bir kopuş değil, hikmete yaklaşmadır.
Kur’ân bize hatırlatır:“Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir.” (Bakara, 213)
Bazen bir davranış rahatsız eder.
Sebebi tam çözülemez ama içte bir ağırlık bırakır.
O ağırlık çoğu zaman yaşanan şeyden değil, onun insana dokunduğu yerden gelir.
Fakat bunu fark etmek aceleyle olmaz.
Hızlı cevaplar, hazır yargılar burada işe yaramaz.
İnsan bazı şeyleri başkalarında arar çünkü kendine bakmak cesaret ister.
Bu bir kusur arayışı değildir, kendine yüklenmek hiç değildir.
Sadece dürüst olmaktır.
Devami Hakime Zeytin