Geçen sene yaşadığım bir olay bana önemli bir gerçeği hatırlattı: Bir kitabı sonuna kadar okumadan kimseye önermemek gerekir.
Brüksel’e giderken ünlü bir kadın yazarın yeni çıkan romanını aldım.
Yazarın kalemini beğeniyordum; önceki eserlerini ilgiyle okumuştum.
Bu yüzden yeni kitabına da büyük bir merakla başladım.
Kitap, iki ülke arasındaki insan ilişkilerini anlatıyordu.
Merak ve heyecanla okumaya başladım.
Tam o sırada biraz rahatsızlandım ve ev doktoruma gitmek zorunda kaldım.
Doktorum, “Türkiye’ye ne zaman dönüyorsun?” diye sordu.
Ben de aldığım kitapları bitirdikten sonra dönmeyi düşündüğümü söyledim. “Ne okuyorsun?” diye
merak edince kitabın adını söyledim, yazar hakkında bildiklerimi paylaştım.
Eve döndüğümde kendime bir kahve yaptım, kitabı tekrar elime aldım ve “Hadi, bitireyim,” dedim.
Ancak okumaya devam ettikçe kitap bana bambaşka görünmeye başladı.
Anlatımın yönü değişmiş gibiydi; zihnimdeki algılar yavaş yavaş farklı bir şekil alıyordu.
Bir noktadan sonra hikâye, iki kişinin çarpık ilişkisini neredeyse güzel ve normal bir şeymiş gibi sunmaya başladı.
Bu durum beni rahatsız etti.
Kitabı o anda kapattım ve bir daha elime almadım direk çöpe.
Çünkü bir kitap artık sadece bir hikâye anlatmaz; bakış açınızı, algılarınızı ve hatta duygularınızı etkiler.
Okuduklarımız zihnimizde iz bırakır, düşünce dünyamızı şekillendirir.
Nasıl ki yediklerimize dikkat ediyorsak, zihnimizi besleyen okuduklarımıza da aynı özeni göstermeliyiz.
Çünkü bedenimizi korumak ne kadar önemliyse, zihnimizi korumak da en az o kadar önemlidir.
Özellikle gençlerin de bu kitabı okuyabileceğini düşündüğümde, bu etkinin sorumluluğu daha da ağır geldi.
O an şunu fark ettim: Bir kitabı bitirmeden tavsiye ettiğimizde, içeriğin nasıl gelişeceğini bilmiyoruzdur.
Vermek istediği mesajın yönünü tam olarak kavramamışızdır.
Belki son bölümlerde her şey farklı bir anlam kazanacaktır; belki de ilk izlenimimiz tamamen değişecektir.
Ancak biz henüz tamamını görmeden hüküm veririz ve karşımızdaki kişiyi yanlış bir beklentiye sokabiliriz.
Okumak bir sorumluluktur.
Tavsiye etmek ise daha büyük bir sorumluluk.
Çünkü önerdiğimiz şey, bir başkasının zamanını alacaktır.
Zaman ise en kıymetli kaynaktır.
Birine kitap önermek, aslında ona hayatından saatler ayırmasını istemektir.
Bu yüzden artık şuna inanıyorum:
Bir kitabı gerçekten anlamak için onu sonuna kadar okumak gerekir.
Ve bitirmediğiniz bir kitabı kimseye tavsiye etmemeliyiz.
Selam ve dua ile