İnsan, yaratılışı gereği değerli bir varlıktır.
Fakat onu gerçekten yücelten şey; makamı, malı ya da bilgisi değil, kalbindeki tevazu ve edebidir.
Kibir insanı yükseltmez; aksine fark ettirmeden alçaltır.
Tevazu ise dışarıdan bakıldığında bir “alçalış” gibi görünse de, hakikatte insanı hem Allah katında
hem de insanların gönlünde yüceltir.
Nitekim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:“Alçak gönüllü olun ki insanlar sizi yüceltsin.” (Müslim)
Bu nebevî öğüt, müminin hayat düsturudur.
Çünkü tevazu; insanın kendini değersiz görmesi değil, başkasını kendinden aşağı görmemesidir.
Gerçek büyüklük, başkalarını küçümsememekle başlar.
Yine Iyâz İbni Hımâr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ bana: Birbirinize karşı öylesine alçakgönüllü olun ki hiçbir kişi diğerine karşı haddi aşıp zulmetmesin. Yine hiçbir kimse, bir başkasına karşı böbürlenip üstünlük taslamasın diye vahyetti.” (Müslim, Cennet 64; Ebû Dâvûd, Edeb 40; İbni Mâce, Zühd 16)
Bu hadis, tevazunun sadece bireysel bir ahlâk değil, toplumsal bir rahmet olduğunu gösterir.
Kibir zulmün kapısını aralar; tevazu ise adaletin ve merhametin temelini atar.
İnsan kendini üstün görmeye başladığında, farkında olmadan başkasının hakkını küçümsemeye de başlar.
Oysa alçak gönüllü bir kalpte zulüm barınmaz.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edilen şu hadis ise nefsin gizli tuzaklarına dikkat çeker:
“Bir kimse (kendini üstün görüp diğerlerini küçümseyerek) ‘İnsanlar helâk oldu’ derse, kendisi onların en önce helâk olanı olur.” (Müslim, Birr 139; Ebû Dâvûd, Edeb 77)
Başkalarını küçük görmek, manevî bir çöküşün başlangıcıdır.
Kendini kurtulmuş, başkalarını kaybolmuş görmek; kalpte büyüyen gizli bir kibirdir.
Mümin, insanlara tepeden bakmaz; aksine onların eksiklerine merhametle yaklaşır, kendisi için
korktuğunu başkası için de hisseder.
Tevazu; bir edep meselesidir.
Edep ise insanın hem Rabbiyle hem de kullarla olan ilişkisini güzelleştirir.
Yumuşak söz söylemek, hata karşısında affedici olmak, başarıyı kendinden bilmemek, başkasının iyiliğini takdir etmek…
Bunların hepsi tevazunun çiçekleridir.
Unutmamak gerekir ki; insanı yücelten, başkalarını ezmesi değil, başkalarına değer vermesidir.
Gerçek büyüklük, sessiz ve gösterişsizdir.
Gönlünü alçaltan kimse, aslında makamını yükseltmiştir.
Çünkü insanlar kibirli olanı değil, gönlü güzel olanı sever.
Sonuç olarak, tevazu sadece güzel bir ahlâk değil; ilâhî bir emirdir.
Zulmü engelleyen, kardeşliği güçlendiren, kalpleri birbirine yaklaştıran bir rahmettir.
İnsan alçaldıkça küçülmez; bilakis gönüllerde büyür.
Ve en yüce makam, kalplerde kazanılan makamdır. 🌿
Dua: Allah’ım, kalplerimizi kibirden, gururdan ve böbürlenmekten muhafaza eyle.
Bize tevazu, edep ve güzel ahlâk nasip eyle.
Nefsimizi bize ağır, başkalarını bize aziz kıl.
Kimseye zulmetmeyen, kimseyi küçük görmeyen kullarından eyle.
Gönüllerimizde merhameti, dilimizde yumuşaklığı, hâlimizde tevazuyu daim eyle.
Âmin. 🌿