Bir toplumun, bir ülkenin, bir milletin…
Hatta bir ailenin ve bir bireyin hâlini en güzel yansıtan şey edep ve ahlaktır.
İyi tutum, güzel davranış ve insanın kendini bilmesi…
İşte buna edep denir.
Edepli insan utanır, haya eder.
Bu yüzden Peygamber Efendimiz Muhammed şöyle buyurmuştur:
“Utanmadıktan sonra dilediğini yap.”
Çünkü edep gidince, insanın önünde artık bir sınır kalmaz.
Edepsiz insan bildiği gibi davranır.
Dilediği gibi konuşur…
Kırar, incitir, kalp yaralar.
Karşısındaki büyük mü, küçük mü; bunun onun için bir önemi yoktur.
Böyle insanlara verilecek en güzel cevap bazen susmaktır.
Ne güzel söylemiş Yunus Emre: “Edebim el vermez edepsizlik edene,
Susmak en güzel cevap edebi elden gidene.”
Bazen cevap vermezsin.
İncinsen bile incitmezsin.
Ama bazıları bunu yanlış anlar…
Senin terbiyeni saflık sanırlar.
Oysa gerçek şudur: Edepli, edebinden susar.
Edepsiz de “ben susturdum” sanır.
İşte tam da burada insanın takvası, yani Allah’a karşı sorumluluk bilinci ortaya çıkar.
“Boş ver, aldırma, uyma o edepsize” demek kolaydır.
Ama insan bazen öyle davranışlarla karşılaşır ki şaşırıp kalır:
“Bu nasıl mümkün olabilir?” diye düşünür.
“İnsan ile hayvanı ayıran edeptir.” derler.
Ama bazen bakarsınız ki bazı hayvanlarda bile insandan daha çok edep vardır.
Mesela… Görme engelli bir insana yol gösteren köpek vardır.
Bir de engelli insanların arabalarının aküsünü çalan insanlar vardır…
İnsanın içi acıyor.
Bir yolculukta insanın burnundan getiren, saygısızlık eden kişiler de var maalesef.
Oysa Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:“Allah’tan haya edin. Allah’tan haya eden kötü düşünceden uzak durur, midesine gireni kontrol eder ve ölümü hatırlar.”
Edepli insan sözlerine dikkat eder. Edepli insan bulunduğu yerde laf taşımaz.
Gıybet etmez, arkasından konuşmaz.
Edepli insan bir Müslüman kardeşine dik dik bakmaz, kaba konuşmaz.
Çünkü bizim dinimiz güzel ahlak dinidir.
İncedir, naziktir, latiftir.
Edepli insan büyüğünü bilir, küçüğünü bilir.
Bir meclise girdiğinde orada insanlar varsa önce “Esselâmü aleyküm” diyerek selam verir.
Selamın bile bir adabı vardır:
Küçük büyüğe selam verir. Az olan çok olana selam verir.
Ayakta olan oturanlara selam verir.
Namaz kılana, Kur’an okuyan veya dinleyene selam verilmez.
Edep; eline, diline ve beline sahip olmak demektir.
Hayatın her alanında edep vardır.
Eve girip çıkmanın, yiyip içmenin, yatıp kalkmanın,
giyinip kuşanmanın, misafir ağırlamanın, konuşmanın…
İnsanlarla olan hâl ve tavırların, aile fertlerine davranışların,
büyüklere ve küçüklere karşı tutumların…
Hatta yüce Allah’a ibadet etmenin bile kendine has edepleri vardır.
Bir gün Lokman’a sormuşlar: “Edebi kimden öğrendin?”
Şu hikmetli cevabı vermiş: “Edepsizlerden.”
Yani onların yaptıklarını yapmayarak…
Geçenlerde bir yazı okudum.
Çok hoşuma gitti, sizinle de paylaşmak isterim.
Eski Osmanlı kültüründe bir incelik varmış:
Çarşıda yürürken bir yaşlının önünden geçilmezmiş.
Ancak o yaşlı kişi: “Geç oğlum, ben yavaş yürüyorum.” diyerek izin verirse öyle geçilirmiş.
Demek ki bir zamanlar biz böyle ince düşünceli insanlarmışız…
Bugün ise metroda, otobüste yaşlılara veya hamile kadınlara karşı davranışlarımız bizim edep seviyemizi gösteriyor.
Bir bakıyorsunuz…
Baba var, ayağını uzatmış oturuyor.
Bacak bacak üstüne atmış.
Dedesiyle sanki asker arkadaşı gibi konuşuyor.
Bir de telefon meselesi var…
Telefonun bile bir adabı olmalı.
Konuşacak sözün varsa konuş.
Ama saatlerce elinden düşmüyorsa, yanında konuşan insanı duymuyorsan…
Bu da bir edep eksikliğidir.
Sen onunla konuşursun ama o başka dünyadadır.
Cevap bile vermez.
İnanın kızmıyorum… Sadece üzülüyorum.
Rabbimden önce kendim için dua ediyorum:
Ne edepsiz olayım, ne de edepsizlerle sınanayım.
Ama eğer karşılaşırsam da…
Edepsizin karşısında edepli kalabilmeyi nasip etsin.
Çünkü bu gerçekten zor bir imtihandır.
Bir gün Kur’an okurken Qur’an’da Nisa Suresi 148. Ayet dikkatimi çekti.
Nisâ Suresi 148. ayet, Allah’ın çirkin sözlerin açıkça söylenmesinden hoşlanmadığını, ancak haksızlığa uğrayanların (zalime beddua veya şikayet yoluyla) buna hakkı olduğunu belirtir.Allah, her şeyi işiten ve bilendir.
Bu ayet, kötü söz yasağını vurgularken, zulüm görenin kendini savunma hakkını saklı tutar.
O ayeti bilgisayarımın ekranına koydum.
Her açtığımda okuyorum.
Belki bir gün böyle bir imtihanla karşılaşırsam, o an edepli olan ben olayım diye…
Allah’a emanetiz , sizleri Allah’a emanet ediyorum.
Selam ve dua ile